23 Mayıs, Çarşamba


Gazeteci Mehmet Akif Ersoy: DAEŞ’in bitmesiyle savaşın sonlanacağını düşünmek iyimser yaklaşım olur - ÖZEL

Röportaj

A- A A+

Foto: Habertürk

Eurasia Diary, Zeytin Dalı Harekatı'nın başlatılma nedenleri, bölgenin jeopolitik durumu, operasyonun olası sonuçları ile ilgili gazeteci Mehmet Akif Ersoy ile mülakat gerçekleştirdi. Ersoy, Türkiye'nin bu operasyonda nasıl ilerlediğini, bölge ülkeleri ve büyük güçlerle bölgedeki ilişkilerini, Suriye'nin gelecek kaderini ve s. site için değerlendirdi.

Eurasia Diary: Operasyon yaklaşık iki haftadır devam ediyor. 900’den fazla YPG’linin öldürüldüğü belirtiliyor. Önemli stratejik bölgeler ele geçirildi. Siz, Afrin operasyonunu genel olarak nasıl değerlendiririsiniz?

Bilindiği üzere, Türkiye’nin bu bölgeye askeri harekatı Zeytin Dalı Harekatı ile değil, 2016 yılında Fırat Kalkanı Harekatı ile başladı ve bu bölge ilk olarak teröristlerden temizlendi. Türkiye, Afrin operasyonunu özellikle sivillere zarar vermemek için çok titiz bir şekilde gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu yüzden de çok daha kolay ilerleyebileceği bölgelerde daha uzun süre kalıyor. Özellike, bu operasyonun ilerlemesinde Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) etkisinden bahsetmek istiyorum.  Son dönemlerde bu örgütün cihatçılardan oluştuğu iddiaları ortaya atılıyor. Ana muhalefet partisinden bununla ilgili sözler sarfedildi.  Şunu söylemek istiyorum ki bu örgüt Araplardan, bir kısmı Kürtlerden, Türkmenlerden – bu bölgede yaşamış insanlardan oluşuyor ve kendi toprakları için savaşıyorlar.

Diğer taraftan, örneğin okullar devam ediyor, orada halka normal hizmetler veriliyor, güvenlik problemleri büyük oranda çözüldü ve s. Dolayısıyla, benzeri süreçlerin diğer bölgelerde de gerçekleştirilmesi için çaba sarfediliyor. Özgür Suriye Ordusu da bunun ana unsurlarından bir tanesi.

Eurasia Diary: Özgür Suriye Ordusu’nun içerisinde Kürtler, Araplar farklı milletler olduğunu söylediniz. Peki örgüt içerisindeki savaşçıların hepsi Suriyeli mi, yoksa diğer devletlerden de katılım var mı?

Hiçbir yabancı savaşçı yok, tamamen Suriyelilerden oluşuyor. Suriye içerisindeki Kürtler de var, Türkmenler de var, Araplar da var ama bunların tamamı Suriye’nin yerli halkı. Tabii örneğin, İdlib’deki bazı bölgelerde, özellikle El-Kaide’nin isim değiştirip Heyetül Tahrir uş-Şam adıyla orada konuşlanması, faaliyet yürütmesi konusunu da belirtmek gerekli. İdlib’de bazı bölgelerde yabancı savaşçılar var. Ama Özgür Suriye Ordusu bunlardan tamamen farklı bir konseptte faaliyet yürütüyor.

Eurasia Diary: Peki, Afrin Operasyonu’ndan önce bu savaşçılar hangi bölgede konuşlanıyordu? İdlib mi, Türkiye mi, Azez-Cerablus hattı mı?

Azez-Cerablus hattında. Fırat Kalkanı’nda ele geçirilen bölgelerde konuşlanıyorlar. Ancak İdlib’de de ÖSO var.

Eurasia Diary: Size göre Afrin operasyonu ne zaman sonuçlanır? Türkiye’nin Afrin’i tamamen YPG’den arındırmak istediğini biliyoruz. Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Menbiç’e doğru ilerlemek istedikleri yönünde açıklaması var. ABD Savunma Bakanı Jim Mattis ise “Türkiye’yle Menbiç konusunda konuşuyoruz” dedi. Menbiç’e TSK’nın askeri operasyonu ne kadar gerçekçi olur?

Türkiye bölgede önemli bir güç, güçlü bir devlet. Ancak ABD’yi bu güne kadar terör örgütleri konusunda ikna etmek çabaları sonuç vermedi. Bu yüzden, Türkiye bu operasyonu yapmak zorunda kaldı. Orta Doğu’da siyaseten söylediklerinizi askeri olarak da gerçekleştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bunu yapmazsanız, sahada çok ciddiye alınmadığınız durumlarla karşı karşıya kala biliyorsunuz. Türkiye bu konudaki ciddiyetini Fırat Kalkanı, İdlib intikali, akabinde de Afrin operasyonuyla çok net şekilde tüm dünyaya göstermeye devam ediyor.

ABD’nin Menbiç’te askeri danışmanları var, buradan çekilmeyeceklerini ifade ettiler. Ama ABD’nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford, Atlantic dergisine bir yazı yazmıştı, daha sonra benzer şekilde bir mülakat da vermişti – her ikisinde, ABD’nin PYD siyasetini eleştirmişti. Aynı zamanda ABD’nin PYD terör örgütünü yalnız bırakacağını, Türkiye’yle dönüp anlaşabileceğini söylemişti. PYD’nin de bölgede kontrol ettiği insanları mağdur edebileceğini sözlerine eklemişti. Ben Menbiç meselesinin çok dikkatli şekilde izlenilmesi gerektiğini düşünüyorum. ABD’nin, Menbiç’te Türkiye’nin kararlılığını gördüğü taktirde politikasını başka bir sürece evirebileceğine inanıyorum. Afrin operasyonu da başarıyla neticelendirilirse, Menbiç konusunda da ABD’nin geri adım atabilir. ABD birgün, bir şekilde zaten terör örgütünü sırtında yük olarak görüp, başka bir takım politikalar izleyecek ama ne zaman ve kime karşı kullanacak bunu bilmek zor. Orada 70 bin silahlı militan var, onlardan şu an için vazgeçmesi kolay değil.

Bu arada, Türkiye de Rusya ile bir mutabakat içerisinde hareket ediyor gibi gözükse de iki devletin PYD’ye bakış açısı aynı değil. Rusya, ABD’ye bu kadar yaslandığı için PYD’ye öfkeli. Ancak bu, Rusya’nın PYD ile bütün ilişkilerini kopardığı anlamına gelmez. PYD kullanışlı bir aktör. Bazen Suriye rejimine, bazen Rusya’ya, bazen de ABD’ye yaslandı, sadece sön dönemlerde bütün ilişkilerini ABD üzerinden tesis edip silahlanınca, Esad ve Rusya da PYD’ye kızdı. Bu kızgınlığın da vermiş olduğu bir soğukluk var. İlerleyen dönemlerde nasıl hareket edecek, bunu yaşayıp göreceğiz. ABD’nin de Türkiye’nin kararlılığı ile birlikte, özellikle Menbiç konusunda uzun süre diretmeyeceğini, bir şekilde bölgeden çekileceğini düşünüyorum.

Eurasia Diary: ABD’nin o bölgede Kürt devleti kurulmasına destek verdiği iddiaları var, Türkiye-Suriye-Irak bölgesinde Kürt devleti kurulmak istendiği iddia ediliyor. Bu iddia doğruysa, ABD’nin tamamen bölgeden çıkabileceğine inanıyor musunuz? Diğer taraftan, ABD’nin yanı sıra Rusya’nın da YPG’ye uzun dönemden beri desteği var sizin de söylediğiniz gibi. Siz, ABD’nin bölgeyi Rusya ve Türkiye’ye bırakabileceğine inanıyor musnuz?

Rusya PYD gibi bir kartı ABD’ye vermek istemiyordu. Suriye’deki Kürt kartını kendisi de kullanmak istiyor. ABD de Suriye’nin kuzeyinde üç tane askeri üs kurdu. Dolayısıyla, bölgede var olmak ve buradaki varlığını da sürekli hale getirmek istiyor. Bu konuda da temel mesele Rusya ile ABD’nin birek güreşidir. Hava sahasında da Fırat’ın batısını Rusya, doğusundan itibaren de ABD kontrol ediyor. ABD de buradaki varlığını tabii ki bırakıp terk etmek istemeyecek, böyle bir beklenti yok. Ama bunun ne kadar devam edeceğini bilmiyoruz. PYD’nin, Fırat Kalkanı ile birlikte Akdeniz’e açılma, kantonları birleştirme projesi iflas etti. Dolayısıyla, diğer devletlerle konsensus sağlamadan varlığını ne kadar devam ettireceği de tartışılması gereken bir konu.

Eurasia Diary: Afrin bölgesinde Rusya’yla iletişim içerisinde olmak Türkiye için çok önemliydi. Rusya’nın bu bölgede askerleri konuşlanmıştı ve uzun bir süredir YPG’ye askeri eğitim verdikleri biliniyordu. Zira, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmayı Başkanı Akar’ın Rusya’ya ziyareti sonrası Zeytin Dalı Harekatı gerçekleşti. Daha sonra Türkiye’nin İdlib’i Rusya’ya bırakacağı yönünde iddialar ortaya atıldı, buna da hükümetten bir yalanlama geldi. Siz nasıl düşünüyorsunuz, Türkiye İdlib’den vazgeçer mi?

Ortada Türkiye’nin İdlib’den vazgeçmesi veya sahiplenmesi denilen bir durum yok. Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyor. DAEŞ, El-Kaide, PYD, PKK’dan bölgeyi arındırmak istiyor, başka da bir hesabı yok. Bölge ülkelerinin Suriye konusunda ortak bir tavır sergilemesini, aynı zamanda Suriye muhalefetinin de masada temsil edilmesini istiyor. Zaten, son Soçi görüşmelerinde de muhalif gruplar o toplantıdan çekilirken vekaletlerini Türkiye’ye verdiler. Muhalefetin Türkiye’yi kendi temsilcisi olarak görmesi en önemli bir konu. Önümüzdeki dönemlerde sadece İdlib değil, Afrin ve Menbiç’te ne olacağı da önemli. PYD, Fırat’ın doğusundan itibaren bütün bölgeyi kontrol ediyor. Geniş topraklar var – petrol yatakları, enerji hatları, tesisler, Tabka barajı ve s. burada çok önemli. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemlerde Türkiye’nin buradakı tüm meselelerle ilgili yaklaşımını, çok net bir şekilde Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması yönündeki hassasiyeti üzerinden değerlendirmek lazım. Rejimin geleceği, yeni anayasa nasıl devam eder, muhaliflerin pozisyonu, yeni dönem Suriyesi nasıl olur – bunların hepsi pazarlık edilecek, tartışılacak. Ama sonuç olarak, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması burada temel ilke olacaktır.

Eurasia Diary: Peki,  Afrin’de şu anda Rus güçleri var mı? Çünkü operasyon başladığında çekildikleri söylenmişti. Ama Independent’in Orta Doğu muhabiri Robert Fisk’in Afrin’den aktardığı haberde Rusların hala orada olduğu belirtiyor. Sizin bununla ilgili bir bilginiz var mı?

Rusya, askerlerini Afrin’den güney hattına doğru çekti. Tel Rıfat’ın altında Esad güçlerinin kontrol ettiği bir alan burası. Rus askerinin zaten şu anda Afrin’de olması makul de değil. Güçlerini o bölgeden çektikleriyle ilgili bir beyanatları da var.

Aynı zamanda, şu anda ABD’nin Menbiç’ten çekilip çekilmeyeceğini konuşuyoruz ama Rusya’nın da Zeytin Dalı Harekatı başlamazdan önce askerlerini çekmeyeceği, hava sahasının kullanılmasına izin vermeyeceği yönünde çok fazla haber yer alıyordu. Ama görüldüğü üzere iş sahada yapıldığında aynı şekilde olmuyor. Bu yüzden, ABD’nin de Menbiç’te ne yapacağını fiili olarak operasyon başladığında göreceğiz.

Eurasia Diary: IŞİD’in bölgeden neredeyse tamamen temizlendiği söyleyebiliriz. “IŞİD bitti, Suriye savaşı da bitti” diye bir algı yaratılmıştı ama böyle birşey olmadığını gördük, hatta savaşın daha yeni başlandığı bile söyleniyor. Siz Suriye savaşının ne zaman biteceğini, sonuçlarının neler olacağını nasıl değerlendirirsiniz?

DAEŞ’in bitmesiyle Suriye savaşının sonlanacağını düşünmek çok iyimser bir yaklaşım olur. Bölgede çok farklı aktörler var, Suriye’nin kaderi Suriyelilere terk edilmiş değil. Suriye’nin içinde Körfez, ABD, Rusya, İran – birçok ülkenin bir takım hesapları, kontakt halinde olduğu birçok grup var. Dolayısıyla, Suriye meselesi bu günden yarına çözülebilecek bir konu değil. Astana ve Cenevre’nin her birinde sekiz toplantı yapıldı,  Soçi’de görüşmeler oldu. Ama bunların bazıları bölgesel aktörlerin – İran, Rusya ve Türkiye’nin devreye girmesiyle, en azından çatışmalar anlamında bazı bölgelerde durdu ama siyasi çözüm anlamında bu günden yarına bir çözüm beklemek iyimser bir yaklaşım olur.

Burada bölge dışı aktörlerin tavırları önemli, Suriye içerisinde PYD’nin bu saatten sonra nasıl tavır sergileyeceği, PYD tasfiye edildikten sonra diğer Kürt grupların neler yapacağı önemli. Zaten, 2011 yılına kadar on üç tane Kürt siyasi hareket vardı  ama PYD onların hepsini tasfiye etti, oraları kontrol etti. Demografik dağılımlar değiştirildi, yerlerinden edilmiş birçok Suriyeli var.  Şu anda PYD’nin kontrol ettiği bölgelerde de birçok benzer sorunlar var. Muhalif grupların bu saatten sonra ne tür bir çözüm planına evet diyeceği meselesi var. Suriye’nin şu ana kadar yıkımı yüz milyarlarca dolar. Tam olarak 600 milyar dolar olduğu söyleniyor. Tekrar inşanın başlatılması, Esad’la devam edilip edilmeyeceği, yeni anayasanın nasıl olacağı, muhalefetin nerede nasıl konumlanacağı, siyasi tutukluların kaderi ve isyan sürecinde yaşanan çok fazla hukuki sorunlar nasıl olacak. Meselenin ekonomik, siyasi, askeri çok ciddi açmazları ve dışarıdan da müdaheleyi içine katarsak, Suriye krizinin çözümünü bu günden yarına beklemek çok iyimser olur. Dışarıdan da müdaheleri içine koyarak İran’ın, Rusya’nın, ABD’nin, Körfez ülkelerinin, İsrail’in – hepsinin ayrı ayrı hesapları var, hepsi kendi planları doğrultusunda bir takım politikalar ortaya koymaya çalışıyor. Tüm bunları da hesaba katarak bu tezi güçlendirebiliriz.  


Röportaj: Mirali Mirhaşimli

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...


loading...






Warning: mysqli_close() expects exactly 1 parameter, 0 given in /home/ednews/web/ednews.net/public_html/ednews.net/index.php on line 606