Shuhrat Barlas: "Türk dünyasına tek bir ideoloji gerek" - (II bölüm) | Eurasia Diary - ednews.net

15 Aralık, Cumartesi


Shuhrat Barlas: "Türk dünyasına tek bir ideoloji gerek" - (II bölüm)

Röportaj A- A A+
Devamı (II bölüm)
 
M: Türk dünyasının sosyo-politik durumu hakkında konuşalım. Türk dünyasının halkları arasındaki ilişkilerin koordinasyonunda tarihçilerin önemli bir rol oynayabileceğine inanıyoruz. Ama tarihçilerimizin bu sorumluluğu paylaşmakta zorluk çekmesi de sır değil. Öyle değil mi?
Ş.B: Kalplerınde Türk samimiyeti, akıllarında Türk düşüncesi olan tarihçiler ataların kültürel ve politik mirasının genç kuşak için korunup ulaştırılmasında çok şey yapmışlardır. İllaki bu türden olan yayınlanmış araştırmalara dayanarak, bugün türk tarihini reddedenler ile gurur ve rahatlıkla polemik yapmak mümkün.
Evet, dileğimiz Türk dünyasının mevcut sosyal ve politikl durumunun daha iyi mevkilere gelmesidir. Tabii ki, şuankı durumu eleştirebiliriz. Ama gerçeklerle de yüzleşmeyi başarmalıyız.
Türk dünyasının mevcut ruhsal ve sosyo-politik durumu ile ilgili sorunların özünün anlaşılması için, gerçek durumu titizlikle araştırmak gerekir ve ayrıca Türk dünyasının temsilcileri karşısında yüzyıllar boyu gelişen gerçek hükümlerin şartlarını incelemek lazım.
Geçmişimiz ile ilgili her hangi bir muhakeme yürüterken türklerin şuan kendi ülkeleri için arzuladıkları özgürlük isteyi bence, merceye alınmalıdır. Ama tarih bunun için var, değilmi? Bu bakımdan burakalım her kes vicdanı karşısında kendi düşünsün.
 
M: Ama bu da bir gerkçek ki, Rus İmparatorluğu'nun Türkistan Hanlıklar'na gelişiyle birlikte kölelik kaldırılmış, Sovyetler döneminde ise cehalete karşı mücadele edilmiş, okuryazarlığın seviyesinde olumlu sonuçlar alınmış. Sizce de böyle değilmi?
Ş.B: Rusya İmparatorluğu ve Bolşevikler tarafından Orta Asya devletlerinin topraklarının zorla fethinin nedenleri aslında "romantizm" türünden bir filmi andıryor.
Ruslara göre, Asyalılar okuma, yazması olmayan  kültürsüz ve cahil halklardır. Yalnız Ruslar'in gelişi ile buralara uygarlık gelmiş. Sömürgücilerin sahte göndermelerinden guya rusların bölgeye gelişinden önce yerel hakların ulusal öz bilinçinin olmadığı anlaşılıyor. Hafifçe söylemek gerekirse, bu iddia hem tatlı bir yalan, hem de kadim yazılı tarihe ve kültüre sahip halka karşı söylenmiş bir hakaret idi. Ne de olsa, Türkistan kendinin muazzam kültürü, ünlü sanat, bilim, edebiyat adamları, seçkin alimleri, şairleri, görkemli devlet adamları, benzersiz  mimarlık abideleri, şehirleriyle hele Rus işgalinden çok önce de tanınıyordu.
Unutmayalım ki, Türkistan Harizmi, Biruni, İbn Sina, Mahmud Kaşgarı, Farabi, Fergani, Uluğbek, Navoi, Babur  gibi büyük kültür ve bilim insanlarının yaşadığı bir galaksiye benziyordu.
Özbekistan'ın bağımsızlığının ilanından önce, kitle, Orta Asya'dan çıkmış büyük bilim adamlarının ve düşünürlerinin dünya medeniyetinin hazinesine önemli bir katkıda bulunduklarını, evrensel insani değerlerin yaratıcıları arasında ön sırada olduklarını ve onların düşünce ve icatlarından tüm dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve düşünürlerinin esinlendiğini bilmezdi. Halbuki tüm bunlar uygar dünyanın bildiği sıradan gerçeklerdi. Sovyet rejiminin yerel halklara karşı kulandığı baskı ve sansür bu gibi vahim durumun ortaya çıkmasını sağlamışdır.  Yani sömürgeciler Türküstan halkının öz bilincinin ortaya çıkmasına hizmet eden tüm düşünce ve bilgileri mühürlemişti. Bunun yerine, "Rus İmparatorluğu'nun Türkistan'ı kölelik sisteminden kurtarması” gibi uyduruk bir tez ortaya atmıştı. Bu yalan okul müfredatına bile dahil edilmişti. Aslında, sömürgeciler ve onların destekçileri bununla da yerel nüfusun köleliğini yasal olarak belgelemiş ve böylelikle halkın ulusal haysiyetini yozlaştırmış oldular.
 
M: Ayrıca Özbekistan'daki Sovyet dönemi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Ş.B: Bolşeviklere göre, Sovyetler döneminde Türkistan'ın tüm nufusu milli, dini kökenlerine, sosial ve diğer durumlarına göre hiç bir ayrılıkçı baskıya maruz kalmamışlar.
Bolşevikler bu safsafa “eşitlik” gösterisi için sözde “özgür” cumhuriyetler bile kurmuşlardı. Aslında, gerçek bağımsızlıktan uzak bu yapıyla halk ne siyasi, ne de kültürel açıdan bağlaşamadı. Çünki hiç bir politik özgürlükleri yoktu, uluslararası hukukun öznesi haline gelmemişlerdi. Sadece, yeni rus-bolşevik sömürgeci projesi içerisinde her hangi bir hukuku bulunmayan nesnelerdi.
Bolşeviklerin vasat ulusal politikasının acı sonuclarından tek Özbekistan'ın sakinleri negativ anlamda etkilenmedi, Rus İmparatorluğu'nun bütün halklarının hak ve hukukları acımasızcasına ihmal edildi. Bunun içindir ki, Bolşevik devri Özbekistan Cumhuriyeti'nin bügünkü resmi tarihinde “Sovyet kolonial dönemi” gibi geçiyor.
 
M: Çoğu insana göre Sovyetler Birliği döneminde insanların hayat şartları şimdiyle kıyaslarsak, daha iyiyidi. Sizce?
 Ş.B: Bu hakda tüm hayatınız boyunca konuşabilirsiniz. Etin bir kilosunun 1,60, vodkanın 1 adedinin 4 rüble olması kimlerinse mutlu ve mesud yaşamasını sağlaya bilir. Ama unutmayak ki, insani değerler ve normlar deyilen bir kavram var. Ama ne bunlar ne de tarım ve teknolojideki başarılar insanlığa karşı işlenmiş suçların hafife alınmasına hizmet edemez.Bu bolşevik zulmü sonucunda ne kadar bayan, yaşlı, cocuk, ilim, kültür ve devlet insani katledilmiştir.
Bir zamanlar Bolşevik keyfi hareketi ve sömürgeci siyasetinin sonucu olarak, birileri "gelme" ve "yerel" halklar için sağlanan mutluluk ve rifahın eşitliğinden yararlana bilir. O zaman gördüğü faydanı şimdi unutmaması da doğaldır. Ama bu hatıralar çoğu zaman bilinçli olarak tasarlanıyor. Yani hala da kirli bir bilgi savaşı yürütülmekdedir. Bir yerine, beş söyleniyor. İnsanlarda nostaljik hatıralar kabartılıyor. Ne de olsa her kesin iyi-kötü bir anısı, görmüşlüğü vardır. İşte böyle bir kurnaz psikolojik hamlelerle milli ruhu yıpratmak, temelinden sarsmak hedefleniyor. Sonuçta Türküstan devletlerinin bağımsızlığı yeniden tehlike altına giriyor.
Belli bir çevreye ait kesimler Tarih bilimini tümüyle kendi jeopolitik oyunlarında bir siyasi araç olarak kullanmaktatır. Bu sinsi kişi ve kurumlar farklı gelişmiş yöntem ve teknolojinin gücünden faydalanarak, kanı pahasına bağımsızlığını kazanmış devletlerin vatandaşlarının zihnini manipule etmekteler. Kötüyü iyi gibi, zulmü mutluluk olarak sunmakla uğraşıyorlar.
M: Ne de olsa, SSCB döneminde Özbekistan kendi kendine yeten Cumhuriyetlerden biriydi. Bu demekdirki, iyiliğe doğru değişiklikler sağlanmışdır.
 
Devamı gelen yayınımızda

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...


loading...