19 Haziran, Salı


Feray Şahin davası: Bu dava emsal olsun, başka kadınlar ölmesin

Toplum

A- A A+

Feray Şahin, Mersin Toros Üniversitesi'nde İç Mimarlık son sınıf öğrencisiydi. Mezitli Belediyesi'nde de staj yapıyordu.

Gaziantep'te yaşayan ailesi geçen Eylül ayında bir gece emniyetten 'kızlarının kaza geçirdiğine' dair bir telefon aldı. Mersin'e ulaştıklarında ise kızlarının hayatını kaybetmiş olduğunu öğrendi.

Feray Şahin'in (23) ailesi ile kızları adına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Mersin, Mezitli'de açılan çocuk parkında buluştuk.

Parkta kuşlar cıvıldıyor, havanın ılınmasıyla birlikte çocuklar dışarı çıkmış, oynuyor. Feray'in annesi Aysel Şahin'in gözleri o Eylül akşamına takılı kalmış, yaşlarla dolu.

'Kızım şiddeti hiç sevmezdi'

Feray Şahin 19 Eylül gecesi evinde, Özel Harekat polisi Fatih Burak Aykut'un silahından çıkan tek kurşunla hayatını kaybetti.

Sanık polis, olay yerine giden polis memurlarınca gözaltına alındı, sevk edildiği mahkeme tarafından da tutuklandı.

İstanbul'da görev yapan sanık polis, polisteki sorgusunda ve mahkemedeki ifadelerinde ailesini görmeye Mersin'e gittiğini, Feray Şahin'le de bir süredir görüştüklerini, olay gecesi Feray'ın evinde yalnız olduklarını, Feray'ın silahla oynadığı sırada silahı elinden almak isterken silahın ateş aldığını iddia ediyor.

Feray Şahin'in ailesi ise sanığı hiç tanımadıklarını, olayın bir cinayet olduğunu ve kızlarının eline silah almayacağını söylüyor.

Aysel Şahin

Aysel Şahin ''Benim kızım eline silah almış bir kız değil. Benim kızım resim yapmayı seven bir insandı. Şiddete karşıydı ve sürekli kadın haklarını savunan biriydi. Nerede kadınlarla ilgili bir eylem olsa, bir yürüyüş olsa katılan bir insandı. Kadınları savunan, nefes alan her canlıyı savunan biriydi. Şiddete, asla ve asla, karşı çıkan bir insandı. Silah... kesinlikle. O (sanık) kendini kurtarmak amacıyla onları söylüyor zaten'' diyor.

'Kızım bana her şeyi anlatırdı'

Aysel Şahin ise sanığın iddia ettiği gibi kızıyla bir ilişkisi olamayacağını, kızıyla arasındaki iletişiminin çok iyi olduğunu, hayatında biri olmuş olsa mutlaka haberi olacağını da ekliyor.

''Biz onunla anne-kız değildik, biz onunla arkadaştık, sırdaştık, yoldaştık, her şeydik. Bütün her şeyini benimle paylaşırdı. Olay günü de konuşmuştuk. Ses tonunda zaten bir ürkeklik, bir korku vardı. Dikkatimi çekti çünkü Feray telefon açtığı zaman saatlerce benimle konuşan, şakalaşan, gülen, espri yapan, gün boyunca yaptıklarını anlatan bir kızdı. O gün öyle kısa kesmesi ve sesinin çok tedirgin olması, sanki bir baskı altında, bir şeylerden korkuyormuş gibi... Hatta soracaktım ama sormama fırsat kalmadı, eve misafir geldi, 'sonra görüşürüz kızım' dedim. Kapatmak zorunda kaldım. Zaten misafir kalkar kalkmaz da haber geldi. Bize kaza dendi. Biz kaza diye düşünerek geldik buraya (Mersin'e). Sonradan öğrendik. Bize başta bilgi verilmedi.''

''Hiç (sanık polis memurunun) ismini duymamıştık. Ne benim, ne kardeşlerinin, ne arkadaşlarının, ne staj yaptığı belediyeden birinin, ne okul arkadaşlarının, hiç kimsenin bu kişiden haberi yok. Hiç kimse bu çocuğu görmemiş, bilmiyor, duymamış. Ve biz ilk kez onu mahkemede gördük.'' ''Sevgili de olsa, arkadaş da olsa ölümün hiç bir zaman bir bahanesi yok. Madem sevgilisiydi, arkadaşıydı neden o zaman kapıyı açıp komşulardan yardım istemiyor, müdahale etmiyor. Bunların hepsi kurgu.'' diyor.

 

Feray Şahin'in babası Bekir Şahin de ''Maalesef hayatımızda hiç görmediğimiz, duymadığımız, tanımadığımız, ne bizim, ne çocukların, ne akrabalarımızın, ne okul arkadaşlarının, ne bina komşularının, hiç kimsenin tanımadığı bir insan geldi bizim canımızı bizden koparttı. Buna ne hakkı vardı. Zaten adli tıptan gelen raporlar olayın kaza olmadığını, kasten öldürüldüğünü belirtiyor. Biz de başından beri böyle düşünüyoruz. Kasten, bilerek kızımızı katletmiştir. En ağır cezayı almasını istiyoruz. Bunun hesabını adalet, yargı önünde versin istiyorum'' diyor.

Sanık polisin avukatı: Önemli olan adaletin tecelli etmesi

Sanık polisin avukatı Kürşat Doğan 'Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddianamesinin 'kasten adam öldürme' suçu üzerine kurulu olduğunu ve müvekkilinin şu an tutuklu olduğunu hatırlatıyor.

Doğan ''Bizim bu konudaki temel savunmamız olayda bir kastın olmadığı, olayın taksirle gerçekleştiği, benim müvekkilimin mağdure Feray Şahin'e yönelik herhangi bir öldürme kastının olmadığına ilişkin. Müvekkilim olayın kasten gerçekleşmediğini, silah kapma hareketi sırasında silahın ateş alması nedeniyle gerçekleştiğini beyan ediyor. Biz bu yönde savunma yapıyoruz. Üzücü ve sonuçları çok yıkıcı bir olay. Ben müvekkilimin iç dünyasını bilemem ama bizim de zorlanarak baktığımız bir dosya çünkü 23 yaşında bir kızcağız var ve onun için de yapılabilecek bir şey yok. Burada önemli olan şey adaletin tecelli etmesi. İnşallah adalet herkesi mutlu edecek şekilde tecelli eder. Mahkeme heyeti inşallah doğru kararı verir'' diyor.

Avukat Doğan, henüz kesinleşmiş bir karar olmadığını, sanığın savunma hakkına da saygı duyulması gerektiğini belirtiyor.

''Hiç kimse 'benim çocuğumun başına gelmez' demesin''

Şahin ailesine göre yargının vereceği kararlar, kadın cinayetleri ve ölümlerin önüne geçilebilmesi için çok önemli.

Feray Şahin'in babası Bekir Şahin

Bekir Şahin ''Adalet yerini bulsun istiyorum. En ağır cezalar verilmeli ki bir daha böyle şeyler olmasın. Kadınlar susmasın, sustukça zaten herkese sıra geliyor. Bu tepkiler, eylemler, öfke bence yetkililerin dikkatini biraz daha çekiyor. Bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağını düşünüyorum. Kadınlar sokağa indikçe, öfkelerini artırdıkça bence kendi güvenliklerini sağlama açısından daha da iyi olacak diye düşünüyorum. Sessiz kalmamaları kadınlar açısından daha iyi'' diyor.

Aysel Şahin ise ''Şiddet, ölümler zaten hiçbir zaman savunulmaz. Çevremizin de çok desteğini gördük bu süreçte. Zaten sen susarsan, ben susarsam, bütün kadınlarımız susarsa bunun sonu gelmez. Türkiye Cumhuriyeti adaletinden bizim davamızın örnek olmasını istiyorum. Caydırıcı bir ceza verilsin ki böyle katliam yapacak insanlar bir kere durup düşünsün istiyorum. Bu tür sonuçlar gelsin ki artık bunlara bir son verilsin. Feraylar ölmesin, kadınlar ölmesin istiyorum. Ben adaletten bunu istiyorum ve bunu bekliyorum.''

''Hani derler ya 'Susma, sustukça sıra sana da gelecek. Gerçekten hiçbirimizin susmaması lazım. 40 yıl düşünsem böyle bir olay benim aklıma gelmezdi. Onun için diyorum ki hiç kimse 'benim başıma gelmez, benim çocuğumun başına gelmez' demesin. Bugün benim başımdaysa, Allah korusun yarın bir başkasının başında olabilir. Ben adalet istiyorum, bütün kadınlar için Feray için adalet istiyorum. Öyle caydırıcı bir ceza verilsin ki bu tür cinayet işleyenler de bir kere durup düşünsünler.''

Şahin ailesi kızların adının verildiği çocuk parkının ve Toros Üniversitesi'nin kurduğu hatıra ormanının bu süreçte kendilerini biraz olsun mutlu ettiğini söylüyor.

Aysel Şahin arada parka çocuklarını getirmiş olan diğer kadınların başsağlığı dileklerini kabul ediyor:

''Feray bu parkı görseydi çok sevinirdi. Çocukları çok seven bir insandı. Daha doğrusu nefes alan bütün her şeyi seven bir insandı. Yaşam dolu bir kızdı. Bu park da çok anlamlı oldu. Belediye'de (Mersin Mezitli Belediyesi) staj yapıyordu. Staj döneminde kendini o kadar çok sevdirmiş ki Belediye Başkanımız bu parka Feray'ın adını vermeyi uygun görmüş. İsmi burada yaşayacak ama o hep kalbimizde olacak.''

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  •  

BBC Türkçe

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...


loading...