Emekli Tuğamiral Ertürk: 'Kaşıkçı olayı Türkiye’nin Ortadoğu bataklığında battığının belgesidir' - Zafer Arapkirli | Eurasia Diary - ednews.net

13 Kasım, Salı


Emekli Tuğamiral Ertürk: 'Kaşıkçı olayı Türkiye’nin Ortadoğu bataklığında battığının belgesidir' - Zafer Arapkirli

Uzman görüşü A- A A+

Ülke gündemini en çok meşgul eden konulardan biri olan Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda girdikten sonra kaybolmasını emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Seyr-i Sabah programında yorumladı. Ertürk, yaşananları Türkiye’nin Ortadoğu bataklığında batmasının bir belgesi olarak niteledi.

Bir Suudi Arabistan vatandaşı olan Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'a girdikten sonra ortadan kaybolması, tüm dünyada gündemde ilk sıralarda yerini aldı. Suudi Arabistan ile zorlu bir süreçten geçen diplomatik ilişkiler, bu olayla birlikte iyice gerildi. Seyr-i Sabah programına konuk olan emekli Tuğamiral Türker Ertürk, yaşanan süreçleri Türkiye'nin diplomatik alanda attığı başarısız adımlara bağladı:

"Elçilik ve konsolosluk bir ülkenin toprağı sayılır. Gidemezsiniz, arama yapamazsınız. Mesela Julian Assange halen Londra'da Ekvador Büyükelçiliğinde, 6 yıldır yaşıyor. Kimse onu oradan almak için hamle bile yapamıyor. Cemal Kaşıkçı'yı bence oradan aldılar ve öldürdüler. Bu sıradan bir cinayet değil gönül işi aşk işi değil. Bunu büyük resmin içinde değerlendirmezseniz anlayamazsınız. Emperyalizm Ortadoğu'da neler yapmak istiyor, Suudi Arabistan saray darbesi nedir bilmezseniz, bu olayı anlayamazsınız. Türkiye'nin Ortadoğu bataklığında battığının bir resmi, bir delili daha bu. Geçen yıl 20 Kasım'da Suudi Arabistan'da saray darbesi yapıldı. Arkasında Amerika ve İsrail vardı. Bunlar benim değerlendirmelerim değil. ABD'de bu yıl bir kitap çıktı Michael Wolff'un Ateş ve Öfke diye. Burada bunu anlatıyor zaten. Saray darbesiyle ne yaptılar? Suud kralı Selman bin Abdülaziz arkasından gelen veliaht vardı, onu değiştirip yerine oğlunu atadı. Arkasından tutuklamalar, darbenin içeriğini teşkil eden eylemler yapıldı. Bu atamanın arkasındaki Suriye ve Amerika, Suriye ve İran'da olacakların çetrefilli habercisiydi. Bu darbe olmasaydı Kudüs'ün başkent ilan edilmesi, ABD büyükelçiliğinin buraya taşınması düşünülemezdi.

Cemal Kaşıkçı sıradan bir insan değildi, saraya çok yakındı. Özellikle bu darbeden çok memnun değildi. Gönüllü olarak ABD'ye sürgüne gitti. Orada Washington Post'a yazdı, Twitter'da 1.7 milyon takipçisi var. Müslüman kardeşlerle bir şekilde girift ilişkisi var, siyasi bir tarafı var. Müslüman kardeşler kimliğiyle bizim iktidarla olan ilişkisi ortaya çıkıyor. Konsolosluğa gidiyor belge almak için, evleneceği Hatice hanım da kapıda bekliyormuş. Ama başına bir iş geleceğinden şüphe ettiği için iki isme haber vermesini istiyor Kaşıkçı: Birisi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanlığını yapmış Yasin Aktay. Bir ihbar varsa büyükelçilik ile ilgili şeylere dokunabilir. Sadece konsolosluk içine müdahale edilemez çünkü orası Suudi Arabistan toprağıdır. Araçlar eğer bir ihbar varsa bunu durdurabilmek bunun için gerekli tedbir almak, diplomatik kanalları çalıştırarak da mümkün. Bugün gazetelere yansıyan 15 kişi bir uçakla Kaşıkçı'yı almak için geldi tarafı olayın polisiye bölümü. Bunu polis araştırır. Bir diplomat aracı aranabilir. Bir diplomat üstünü ya da aracını aratmayı reddederse diplomatik kanallar yine devreye girer. Ama anlaşıldığı üzere Türkiye'de bu konuda herhangi bir adım atılmamış.

Diyelim ki bir araçla konsolosluktan bir şey kaçırmak isteniyor. Bir ihbar var diyerek bu aracı durdurmak kesinlikle mümkün. Bir senatörümüz vardı, uyuşturucuyla yakalandı yurt dışında. Olayı siyasi yöne getirmek istiyorum: Müslüman kardeşler çok önemli. ABD'de şunu söylüyorlar: Bugün dünyada Müslüman kardeşlerin iktidarda olduğu tek ülke Türkiye. Korkunç bir laf bu. Şu anda 33 yaşında Suudi Arabistan'da gücü kullanan Prens Salman. Mısır'daki konuşmasında Türkiye'yi şeytan üçgenine dahil ediyor. Trump geçen gün ABD desteği olmadan Suudi Arabistan kralı koltuğunda iki hafta kalamaz dedi. Bu Trump'ın boşboğazlığı olabilir ama şu andaki gerçek bu.

Eski Türkiye'de bu mümkün müydü? Asla. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde iyi şeyler olmuyor. Ekonomide iyi şeyler olmuyor ve bileşik kaplar kanunu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nde de iyi şeyler olmuyor. Ben mülakat komisyonu başkanlıkları yaptım. Çanakkale destanı ile 15 Temmuz'u destanmış gibi kıyaslamak komiklik bile olmaz. Bunu yapmışlar mıdır? Kesinlikle yapmışlardır. Komisyonlarda askeri ağırlık yok iktidarın ağırlığı var. Harp okullarını absürt bir yapıya kavuşturdular. Milli Savunma Üniversitesi başında sivil bir rektör var. Bir tarikat gitti öbür tarikat geldi. Öyle bir absürt yapı ki bütün yapılar Milli Savunma Üniversitesi'ne bağlı. Deniz Harp okulu komutanı oradaki her şeyin komutanı değil. Bu muz cumhuriyetinde bile olmaz.

Kumpas davalarından biri olan askeri casusluk davalarından biri olan suçlanan FETÖ'cü hakim ve savcılara dava açılmasına izin verilmemiş. Ben bunu iktidarın bakış açısıyla çok normal buldum. Bu operasyonları iktidar ile cemaat beraber yaptılar. Bunu araştırdıkları zaman iktidarın bunun içinde olduğu ortaya çıkacak. Ergenekon Balyoz operasyonlarının içinde arkada emperyalizm, önünde iktidar ve cemaat vardı. 15 Temmuz darbe girişimi olamazdı, 4 milyon Suriyeli ülkeye doluşamazdı. Cemal Kaşıkçı olayının bir delilini daha göremezdik."

 

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...


loading...