Türkiye nükleer güce sahip oluyor mu? | Eurasia Diary - ednews.net

19 Eylül, Perşembe


Türkiye nükleer güce sahip oluyor mu?

Bu gün yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan "Onların var bizim neden olmasın" fikirleri akıllarda soru işareti bıraktı

Analitik Merkez A- A A+
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, nükleer güce sahip ülkelerin, Türkiye'nin nükleer silahlara sahip olmasını yasaklamalarının kabul edilemeyeceğini söyledi.
Sivas'ta Orta Anadolu Ekonomi Forumu'nda konuşan Erdoğan, "Birlerinin elinde nükleer başlıklı füze var, bir tane iki tane değil … Ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum" dedi.
Türkiye, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasını ilk olarak 1980'de imzaladı. Türkiye ayrıca, her türlü nükleer infilakı yasaklayan Kapsamlı  Nükleer Test Yasağı Anlaşması'na da 1999'da imza attı. Erdoğan'ın nükleer füzeler  ile ilgili fikirleri gündeme bomba gibi düşdü ve akıllarda “Türkiyenin Nükleer silahı ola bilir” fikirlerini uyandırdı.  
Eurasia Diary‘e açıklama yapan ANKASAM Uluslararası İlişkiler uzmanı Doğacan Başaran R. T. Erdoğan'ın nükleer füze konusundaki açıklamasını şöyle yorumluyor:
 
 
“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin nükleer başlıklı füzelere sahip olması konusunda yaptığı açıklama, saldırgan amaçlar taşımamakta; aksine Türkiye’nin güvenliğini ve bölge barışının teminini dile getiren somut bir talebi ortaya koymaktadır. 
Bilindiği gibi 1970 yılında yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması, antlaşmaya taraf devletlerin yeni nükleer silahlar geliştirmesinin engellenmesini içermektedir. Bu antlaşma çerçevesinde nükleer silaha sahip devletler ellerindeki silahları koruyacak; ancak yeni silah üretmeyecektir. Nükleer silahı bulunmayan devletler ise mevcut durumlarını koruyacaktır. Yani antlaşma, uluslararası statükonun korunmasından ve üstünlerin egemenliğini sürdürmesinden yanadır. Üstelik bu antlaşma, Soğuk Savaş dönemindeki silahlanma yarışının dizginlenmesi amacının ürünüdür. Söz konusu antlaşma, Avrupa kıtasındaki nükleer dengeyi gözetmesi nedeniyle önemli olsa da Avrupa’daki nükleer dengenin Ortadoğu’da bulunmadığını söyleyebiliriz. Zira antlaşmaya taraf olmayan bölge devletleri, nükleer silah elde etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu da Ortadoğu’da zaten var olan dengesiz durumun daha da derinleşmesine yol açıyor. 
Örneğin İsrail’in nükleer silahı var. Dahası İsrail’in istikrarsızlık kaynağı olan saldırgan bir ülke olduğu da biliniyor. Bu da bölge devletlerinin İsrail’den tehdit algılamasına ve bu tehdidi dengeleyecek arayışlara yönelmesine sebep oluyor. Erdoğan’ın çıkışı da algılanan tehdidin dengelenmesi ve böylece bölgede istikrar ve barışın sağlanması hedefini yansıtıyor. Yani Türkiye’nin S-400 Hava Savunma Sistemleri’ne yönelmesine neden olan etken ne ise Erdoğan’ın nükleer başlıklı füze çıkışını yapmasına sebebiyet veren etken de odur. Türkiye, kendi güvenliğini temin etmek ve böylece bölgesindeki barışın korunmasını sağlamak istiyor. “ 
 
Peki nükleer enerji nedir ? ve nükleer güce sahip olma üstünlükleri nelerdir? 
21. yüz yıl küresel devletler enerji dar boğazından geçiyor. Büyük devletler enerji açığını kapatmak için gerek savaşla, gerek başka türlü yollarla enerji yokluğunu gidermeye çalışıyor. Türkiye enerjisinin 4/3 nü dışardan temin eden ülkedir. Bölgede merkezi güç olma adına çalışmalar sürdürüyor ama enerji bu işin olmazsa olmazı. Bilindiği üzere enerji teminatında nükleer enerji ilk sırada yer alıyor. Ama Nükleer enerji santrali kurmak ve nükleer güçe sahip olmak o kadarda kolay değil. Dünyada sadece belirli sayıda nükleer eneji santrali ve nükleer gücü olan ülkeler var. Uluslararası anlaşmaya göre nükleer  gücü olan ülkeler onu korumaya ve geliştirmemeye, diğer devletler ise mevcut durumu korumaya ve nükleer enerji çalışması yapmaması konusunda anlaşdı. Lakin günümüzde  Kozey Kore ,İran gibi devletler bu anlaşmaları gözardı ederek çalışmalarını halen sürdürüyor. Çünki yukarıda belirtilen gibi nükleer enerji 21. Yüz yılın enerjisi. Bazı devletler nükleer gücü olan devletlerden çekiniyor, uluslararası toplantılarda dinlemek mecburiyyetinde kalıyor. Bu ne kadarda zorbalık olsada bazen zorbalığın kendisi bile  güven açısından gereklidir. Çünki nükleer enerji her ne kadar insanlık adına tehditse, ülke güvenliği için bir o kadar önemli.
 
 
 
Rusya ile gelişen ilişkiler Türkiye'ni nükleer güce daha da yakınlaştırdı
Türkiye 1955`den beri  fırsat bulduğunda Nükleer santral kurmayı ve nükleer güç olma yolunda adımlar atsada, bu hep hayal olarak kaldı. 1974 te Anadolu`da kurulması planlanan Nükleer santralden tutun 2000`li yıllara- Ecevit dönemine kadar. Gerek mali sıkıntılar, gerek uluslararası baskı bu hayalin gerçekleşmesinin önünde durdu. Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan diğer ülke yöneticilerinden farklı olarak olarak bu hayali gerçekleşmesi yönünde adım attı. Akkuyu Nükler enerji santralinin yapımı ihalesiz Rusya'ya verildi ve 2023 açılması planlanıyor. Erdoğan yönetiminin Rusya'yla kurduğu yakın ilişkiler Türkiye'nin ilk havadan savunma sistemi S-400 füzelerinin alınmasıyla sonuçlandı. Putin'in bu sabah yaptığı açıklamada ise “ Türkiye G7 devletleri arasında olmalı “ fikri Rusya'nın Türkiye'nin güçlenmesi adına yanında durduğunu ve müttefik ilişkilerini daha ileriye göturmesini planlıyor.Türk silah teknolojisine ve Türk ordusunun teknolojik yapılanmasına büyük önem veren Erdoğan bu sabah yaptığı açıklamada“ diğer devletlerin nükleer füzesi var, bizim niye olmasın?“ açıklmasını yaptı. Gündeme bomba gibi düşen bu haberden sonra akıllarda bir çok soru işareti kalıyor. Türkiye'nin nükleer füzesi olacak mı? Daha önceden bu çalışmalara başladı mı? Rusya'daki hazır nükleer başlıklı füzeler S-400 gibi Türkiye'ye satılıcak mı? 
 
 
Türkiye'nin güvenliyi açısından çok önemli 
Ortadoğu'da devam eden savaşlar bu coğrafyayı fazlasıyla yıpratmış durumda. Türkiye yeni dünya düzenindeki yerini sağlama almak adına çalışmalarını sürdürüyor. Yemen, Lübnan, Suriye, Mısır, Irak, Oman, Bahreyn gibi ülkelerde giden savaşlar ve yönetim değişikliği İsrail'in bölgede güçlenmesine sebep oldu. Artık bölgede Kaddafi, Saddam, Mübarek gibi liderler yok, onun yerine güçlenen bir İsrail, yanındaysa “Müslüman” Suudi Arabistan ve müttefiki ABD var.  Bölgede halen ağırlığını ortaya koyan ve merkezi güç olmak isteyen iki devlet Türkiye ve  İran var. Körfezde son günlerde İsrail'in aktifleşmesi ve Hizbullah'la olan çatışmaları İran'a karşı tehdit saçıyor. İran'ı zayıflatmanın peşinde olan İsrail ve ABD sıradaki ülke olarak Türkiye'ni mi hedef ala bilir. Türkiye devleti bu tehlikenin farkında ve nükleer füzeye sahip olması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ında bu sabahki açıklamada özellikle İsrail'in nükleer füzesi olduğunu dile getirdi. Rusya'yla kurulan yakın ilişkiler Türkiye'yi adım adım nükleer başlıklı füzelere yaklaştırıyor. Türkiye'nin böyle bir imkana sahip olması güvenliği açısından çok önemli. Pençe, Fırat Kalkanı, Zeytindalı gibi operasyonlarla PKK'yı zayıf duruma düşüren Türkiye bölgedeki hedefi artık merkezi bir güç olmak. 
 
 
 
 
Deyanet Hasanzade
Araştırmacı, gazeteci-yazar
 

Eurasia Diary

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...