İyi ki Tümamiral Dr. Cihat Yaycı var… - Gökhan Güler - ÖZEL | Eurasia Diary - ednews.net

4 Ağustos, Çarşamba


İyi ki Tümamiral Dr. Cihat Yaycı var… - Gökhan Güler - ÖZEL

Analitik Merkez A- A A+
Türk kamuoyu onu fetömetre’nin mucidi ve Türkiye-Libya Deniz Mutabakatı’nın ‘fikir babası’  olarak tanıdı. Peki, kim bu Cihat Yaycı?
 
Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak görev yapan Tümamiral Dr. Cihat Yaycı, 1966 yılında Elazığ'da doğmuş, 1984’de Deniz Lisesi'nden, 1988’de de Deniz Harp Okulu'ndan mezun olmuştur.
2000 yılında Deniz Harp Akademisi'nden, 2003 yılında ise Silahlı Kuvvetler Akademisi'ndeki eğitimlerini başarı ile bitirmiştir.
 
Yaycı almış olduğu eğitimlere ek olarak Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme İnsan Kaynakları Yönetimi Ana Bilim Dalında, Naval Postgraduate School (NPS) California/ABD'de Fizik Mühendisliği ile Elektronik Mühendisliği dallarında yüksek lisans eğitimi ve İstanbul Üniversitesi'nde de Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında doktora eğitimini tamamlamıştır.
 
 
Anlayacağınız Tümamiral Dr. Cihat Yaycı, hem denizci, hem mühendis, hem de uluslararası ilişkiler alanında doktor unvanına sahip başarılı bir akademisyendir.
Sayın Yaycı, yüzbaşılığından başlayarak Türkiye’nin denizlerdeki hak, menfaat ve çıkarları doğrultusunda çok çeşitli kurumsal ve akademik yönde çalışmalar yapmış ve halen de yapmaya devam etmektedir. 
 
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın hazırladığı “Sorular ve Cevaplarla Münhasır Ekonomik Bölge” adlı çalışma Türkiye’nin Akdeniz’deki haklarını bu konudaki uluslararası hukuk hükümlerine, anlaşma ve sözleşmelere dayalı olarak anlatıyor. 
 
Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kavramını çalışmasında detaylıca açıklayan Yaycı, Kıta Sahanlığı ile arasındaki farkı da yine detaylıca anlatıyor ve Doğu Akdeniz’de bir an önce MEB ilan edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.  
 
Tümamiral Dr. Cihat Yaycı, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain Fetö darbe girişiminin ardından kurunun yanında yaşın yanmaması için geliştirilen fetömetrenin mucididir.     
Libya-Türkiye kıyıdaşlığı tezini en az 15 yıl öncesinden ortaya koyan Sayın Cihat Yaycı’dır. Bu başarıda en büyük pay sahibi kendisine aittir.  
 
Bu bağlamda Cihat Yaycı 2009’da uluslararası deniz hukuku sınırlandırma prensiplerine göre Libya ile Türkiye’nin karşılıklı kıyıları olduğunu görmüş ve bu doğrultuda akademik bir çalışma başlatmıştır. Bu süreçte haritalar vs hazırlamıştır. Bu süreçte bir yıla yakın süre, hafta sonlarında İstanbul’da Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığında özellikle geodetic haritalarla çalışmış ve caris lots yazılımı kullanarak sınırlandırma haritalarını oluşturmuş. Bu haritalara dayanarak da taslak anlaşma metnini hazırlamıştır. 
 
Hazırlanan anlaşma metni ve sınırlandırma haritaları 10 yıl kadar önce Türkiye Başbakan’ının Libya ziyareti sırasında Kaddafi ile yapılan görüşmelerde masaya konmuş ve ön onayları daha o tarihte alınmıştır! 
Libya’da 2011’de başlayan iç savaş ve sonrasında yaşanan süreç nedeniyle Türkiye-Libya Deniz Mutabakatı 27 Kasım 2019 günü Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanmasının ardından her iki ülke meclislerinde onaylanmasının ardından yürürlüğe girmiştir.
 
 
Türkiye-Libya Deniz Mutabakatı konusunda her ne kadar ABD, bazı AB ülkeleri, Yunanistan ve Rum tarafı olumsuz görüşler ortaya koymuş olsalar da İsrail'in önemli gazetelerinden Haaretz Libya Anlaşması’nın hukuki zemininin sağlam olduğunu yazmıştır. 
Libya’da yaşanan iç savaş ortamından faydalanmak isteyen Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de Libya'ya ait 39 BİN Kilometrekare ve Mısır'a ait ise 15 BİN Kilometrekare olmak üzere toplamda 54 BİN Kilometrekare bir deniz alanını oldubittiye getirmek suretiyle gasp etmeye çalıştığını biliyor muydunuz?
 
Yine bu bağlamda Rum yönetiminin de Doğu Akdeniz'de Mısır'a ait 21.500 Kilometrekare, İsrail'e ait 4600 Kilometrekare ve Lübnan'a ait ise 3957 Kilometrekare denizalanı olmak üzere toplamda 30.057 Kilometrekare bir deniz alanını gasp ettiğini biliyor muydunuz? 
 
 
Tüm bu aydınlatıcı bilgileri Tümamiral Dr. Cihat Yaycı’nın uzun uğraşlar sonucunda hazırlamış olduğu ayrıntılı haritalar sonucunda tüm kamuoyu öğrenebilmiş oldu!
Cihat Yaycı’nın 7 yıl kadar önce ‘MONTRÖ SÖZLEŞMESİ HÜKÜMLERİ ÇERÇEVESİNDE ALTIN FRANK UYGULAMASINA İLİŞKİN TARTIŞMALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ’ konusunda ayrıntılı bir makale yazdığını biliyor muydunuz? 
 
Montrö Boğazlar Anlaşması, bilindiği üzere son dönemde Kanal İstanbul Projesi çerçevesinde sık sık gündeme gelmektedir. 
Sayın Yaycı, yıllar önce yazdığı makalesinde Montrö Anlaşması’nın ücret politikasının 1983’de dönemin hükümetinin baskılar sonucunda geri adım atması neticesinde 1 gram altının 2.78 ABD Doları'na sabitlenmesinden ötürü Türkiye’nin her yıl yaklaşık 2,2 milyar dolar kaybettiği gerçeğini ortaya çıkartmıştır.
 
1983 yılında 1 altın/frank, 'indirimli değeriyle' 0.8063 dolara sabitlenmiştir! Bugüne kadar da geçiş ücretleri, güncel döviz alış kurunun altın/frankın indirimli değeri 0.8063 dolarla çarpılması suretiyle uygulanmıştır.  Yani Türkiye, 36 yıldır Boğaz geçiş ücretlerini belirlerken 1 gram altını 2.78 dolar, 1 ons altını ise (31.1 gram) 86,38 dolar olarak kabul ediyor!
 
Oysa 1 ons altının fiyatı 1300 ABD Doları civarında ve zaman zaman 2 bin dolara kadar çıkıyor. Bugün 1 gram altının 40 dolara ulaştığı düşünüldüğünde geçiş ücretlerinin en az 16 kat daha fazla olması gerekiyor!
 
Deniz hukuku uzmanı Tümamiral Dr. Cihat Yaycı'nın hesaplamasına göre, Boğaz geçişlerinden yıllık 150 milyon dolar gelir elde eden Türkiye, Montrö Sözleşmesi gereği altın/frank üzerinden belirlediği geçiş ücretlerini güncel dolar/altın kurları üzerinden yeniden belirlese, yıllık 2.4 milyar dolar gelir elde edecek. Bu yeni düzenleme sadece devletin kasasını doldurmakla kalmayacak; aynı zamanda Türk bayraklı gemi sayısını artıracak, petrol ve doğalgazın tankerlerle Boğaz'dan geçirilmesini avantaj olmaktan çıkararak yeni boru hatları inşasının yolunu açacak. 
 
Dr. Cihat Yaycı, makalesinde Türkiye'nin yeni fiyat politikasına ilişkin atacağı olası bir adımın Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olmadığına işaret ediyor.
 
Yaycı, Türkiye'nin böyle bir adım atması halinde Montrö'nün feshi veya tadilinin gündeme getirilebileceğini ancak Boğazlar ve Marmara Denizi'nde egemenlik haklarını pekiştirme hakkı ışığında Türkiye'nin güçlü konumuyla bu konunun arkasında kararlılıkla durarak yeni şartlar/yeni ücret belirleyebileceğini dile getiriyor.
 
Yeni şartların getirisi çok olur Türkiye'nin Montrö hükümleri ışığında Boğazlar'dan geçiş ücretlerini güncellemesinin önemli getirileri olacak. Her şeyi Türk olup bayrağı Türk olmayan gemiler de bu yeni ücretlerden etkileneceği için bu uygulama, gemilerde Türk bayrağı taşıma motivasyonunu artıracak. Yükseltilecek ücretler nedeniyle Boğazlar yoluyla taşınan petrol ve doğalgazın boru hatları kullanılarak taşınması daha tercih edilir hale gelecek.
 
Böylelikle Boğazlar temiz kalacak, üstelik Türkiye'de yeni boru hatlarının inşası ya da kapasite artırımları konuşulmaya başlanacak. Yine Kanal İstanbul Projesi kapsamında da Boğazlar'ın yeni ücret rejiminin Kanal İstanbul için rekabet fırsatı yaratabileceği belirtiliyor.
 
  
Sonuç itibarı ile, Türkiye, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtları ile Suriye’de terör koridorunu dolayısı ile terör devleti kurulmasını engelleyerek bitirmiş. Cihat Yaycı Paşa’nın önemli katkılarının bulunduğu Libya ile yaptığı ‘deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması’’ ile kendisine karşı kurgulanan kirli tezgâhları çökerterek oynanmak istenen enerji oyunlarına karşı adeta Doğu Akdeniz’de bir kalkan çekmiştir.
 
Cihat Yaycı Paşa’nın Türkiye Milletine vermiş olduğu hizmetleri ve katkıları lütfen hep birlikte bir düşünelim! 
 
Yaycı Paşa için fetöcüler hiç bıkıp usanmadan saldırıyor, akla hayale gelmeyecek iftira ve tehditlerde bulunuyorlar. Bu saldırı kervanına Libya Anlaşması sonrasında Rum ve Yunan aşırı milliyetçilerini de ekleyebilirsiniz. 
Türk Milleti olarak Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Dr. Cihat Yaycı’ya vermiş olduğu ve vermeye devam ettiği tüm hizmetlerinden dolayı teşekkür borçluyuz.
 
Tümamiral Dr. Cihat Yaycı’ya bundan sonraki çalışmalarında ve yaşamında, sağlık, sıhhat, huzur, mutluluk ve sonsuz başarılar diliyorum. Devletimizin Sayın Yaycı ve ailesine her şekilde sonuna kadar sahip çıkması gerektiğini şahsen düşünüyorum. İyi ki Tümamiral Dr. Cihat Yaycı var.
 
Son olarak Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Dr. Cihat Yaycı’nın yazmış olduğu kitapları bilgilerinize sunmak istiyorum. 
 
Deniz Subayları İçin Temel Deniz Hukuku Barış ve Savaş Dönemi, 
Orta Doğu’nun Önemi ve Irak’ta Yaşanan Savaşlar (1990-2003), 
Libya Türkiye’nin Denizden Komşusu, 
 
Sorular ve Cevaplar İle Münnhasır Ekonomik Bölge, 
Maritime Exlusive Economic Zone (EEZ) In Eastern Mediterranean. 
Kitapları dışında Yaycı’nın ayrıca yerli ve yabancı akademik dergilerde yayımlanmış makaleleri ve tebliğleri bulunmaktadır.  
 
 
Gökhan Güler 
 

Eurasia Diary

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye
Telegram: @eurasia_diary


Загрузка...