Türkiye'nin "Doğu Fırat" operasyonu ve ana hedefleri - TÜRKSAM Genel Sekreteri Ahmet Gencehan Babis ile Röportaj | Eurasia Diary - ednews.net

17 Temmuz, Çarşamba


Türkiye'nin "Doğu Fırat" operasyonu ve ana hedefleri - TÜRKSAM Genel Sekreteri Ahmet Gencehan Babis ile Röportaj

Röportaj A- A A+

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin güvenliğini sağlamak için Fırat'ın doğusunda yeni bir askeri harekata başlayacağını duyurdu.

Erdoğan'ın açıklamasının ardından, ABD, Rusya, İran ve diğer devlet adamları ile NATO üyesi ülkelerin üyeleri çeşitli ifadelerle ortaya çıktı.
 
Eurasia Diary, Fırat Nehri'nin doğusundaki askeri operasyonun askeri stratejik ve jeopolitik önemini dikkate alarak, TÜRKSAM Genel Sekreteri (Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analiz Merkezi) Başkanı Ahmet Gencehan Babiş ile röportajı sunuyor:

Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonun esas hedefleri nelerdir?

Türkiye, Suriye ile 911 kilometrelik bir sınırı paylaşmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde sınırının diğer tarafında terör örgütü bulunan başka bir ülke bulunmamaktadır. Bu bölgede özellikle Fırat’ın doğu kısmında bir terör devletinin altyapısı hazırlanmaya girişildi bu durum Türkiye’yi doğal olarak rahatsız etmektedir. Operasyonun hedefi, bu bölgede bulunan terör mevzilerinin yok edilmesidir. İlk yerler; Resul Ayn, Tel Abyad gibi yerler olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki kararlılık ayrıca Menbiç’te uzayan sürecin de çözülmesine ortam hazırlayabilir. Üzerinde durulması gereken nokta; bu bölge Türkiye’nin milli güvenliğine karşı yaratılan tehdittir. Bu bölge, Irak’ın kuzey bölgesi gibi terör yuvası haline gelmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin son derece başarılı olarak icra ettiği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı sonrası bu alanlardaki teröristler kendilerine sığınak olarak gördükleri Fırat’ın doğu bölgesine kaçtılar ve buradan ABD’den aldıkları silahları Türkiye’ye ve Suriye içerisindeki Türkiye’nin kontrolündeki alanlara çevirmeye başladı. Yine Kuzey Irak’ta eğitilen teröristler buraya naklediliyor, öte yandan burada ABD’nin eğit-donat programları ile teröristler yetiştirildi. Öte yandan operasyon ile Suriye’deki yerleşim yerlerinde istikrarın sağlanması, buradaki nüfus dengesinin artık uluslararası bir boyuta taşınan iç savaş önceki haline getirilmesi ve bölgedeki demografik yapının aslına uygun olarak yeniden tesis edilmesi amaçlanmaktadır. Terör örgütü YPG/PKK, uluslararası kuruluşlarında da raporlarına yansıdığı üzere birçok savaş suçu işleyerek ve insan hakları ihlali yaparak yapıyı bozmuş, özellikle, Arap ve Türkmen birçok insanı evlerinden göç etmeye zorlamıştır. Operasyon, buradaki istikrarın tesisi için de önem arz eden bir konudur. Bilinmelidir ki, burada oluşturulmak istenen yapı aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğüne de başlıca tehditlerden birisidir. Sonuç olarak ifade etmek gerekir ki, Fırat’ın doğusuna yönelik başlayacak operasyon, bölgede barışın tesisini sağlama, terörle mücadele ve milli güvenlik tehdidine karşı Türkiye’nin meşru müdafaa hakkının kullanılması temelinde yapılacak haklı bir operasyondur.

ABD’nin bu operasyona yaklaşımı nasıl olacak ve bölgede Türk ve Amerikan askerlerinin karşı karşıya gelme riski var mı?

ABD, bilindiği üzere bugüne kadar terör örgütü PKK/YPG’ye 20 bin TIR’ı aşkın silah gönderdi. Hatta Suudi Arabistan gibi bazı ülkeleri de buradaki terör yapılanmasına maddi destekte bulunması konusunda ikna etti ve mali yardımda sağladı. Ayrıca, bölgedeki Amerikan askerlerinin bölgedeki PKK/YPG teröristleriyle yakın ve sıcak bir irtibat olduğu görülüyor. Öyle ki, beraber halı saha maçları bile yapıyorlar. ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford Suriye'de 35 – 40 bin teröristin eğitileceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Bunun yanında ABD, yine bölgedeki terör yapısı ile koordinasyon içerisinde gözlem noktaları kurdu. Buralarda bu teröristler de görev yapıyor ve bu durum Türkiye’nin aleyhine bir yapının kurulduğunu işaretlerini veriyor. ABD, terör örgütü IŞİD ile mücadelede bir diğer terör örgütü ile çalışmayı tercih etti, şu anda terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ABD Başkanı Donald Trump’ın demeçlerine göre bitme noktasında ama silahların geri alınması ne şekilde gerçekleşecek henüz belli değil. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, terör örgütü YPG’yi bir terör örgütü olarak değil bir siyasi yapılanma olarak gördüklerini açıkladı. Durum böyle devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’den çıkacağına ilişkin bir açıklama yaptı. Bu seçim kampanya döneminden beri ifade ettiği bir durumdu ama ABD içerisinde özellikle Pentagon Trump ile aynı yönde düşünmüyor. Trump’ın bu kararı sürpriz değil ama ABD içerisinde özellikle askeri kanat buna hazırlıklı değildi. Dolayısıyla karar sürpriz olmasa da ani oldu. Trump, Suriye’de para harcamaya istekli değil ve muhtemelen önümüzdeki seçimlerde Suriye’den ABD askerini çıkarması onun bir propagandasındaki başlıklardan biri olacaktır. Yalnız ABD gibi küresel bir gücün Suriye’de olan biteni kenara çekilip izleyeceğini düşünmek doğru olmaz. ABD’nin askerlerini çekmesi ve destek olduğu gruplardan (terör örgütü PKK/YPG) desteğini çekmesi arasında bir fark olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki süreçlerde Körfez ülkelerine Suriye işini ihale edebilir. Özelikle, Kaşıkçı olayı sebebiyle dünya kamuoyu nezdinde köşeye sıkışan Suudi Arabistan Yönetimi bu konuda cömert bir duruş sergileyebilir. Bütün bunlardan yola çıkarak; Türkiye ve ABD’nin tutumunu şu şekilde anlatabiliriz; Türkiye operasyonda konusunda son derece kararlı, ABD ise isteksiz. ABD genel itibariyle Türkiye’nin operasyonuna karşı olumlu bir tavır sergilemiyor. Amerikan askerleri bölgeden çıkıyor olabilir fakat ortak olarak Türkiye ile tam koordinasyonlu çalışmadan bahsetmek için erken. Türkiye ve ABD nihayetinde NATO’nun iki büyük ülkesi ve bu köklü kuruluş içerisinde müttefik iki devlet. İki tarafın direk karşı karşıya gelmesi olası değil. ABD koordinatları vermişti ve Türkiye de burada hedefin Amerikan askerleri değil YPG/PKK terör örgütü olduğunu vurguladı. ABD askerlerinin Türkiye’nin meşru operasyonunda kendilerine binlerce uzak bir coğrafya olan Suriye’de karşısına çıkması provokasyon olurdu. ABD’nin çekilmesi Türkiye’ye alan açtı diyebiliriz. Ayrıca, önümüzdeki süreçte PKK/YPG’nin Esad ile diyalog sürecini başlatması olası bir diğer konudur.

ABD "Patriot" silahını Türkiye’ye satmaya karar verdi ve Fırat’ın doğusundaki ABD üslerinin koordinatlarını Türkiye’ye bildirdi. Bunlar ABD’nin geri adım atması olarak yorumlanabilir mi?

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Patriot’ların satışına ilişkin karar onaylandı fakat bu henüz bir başlangıç ve önümüzdeki günlerde Amerikan Kongresi’nde Patriot’ların satışına ilişkin bir aksi bir karar çıkabilir ve Patriot’lar hakkındaki konu burada takılabilir. Bir başka deyişle, süreç henüz tamamlanmadı fakat Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından alınan bu karar ABD’nin tavrını yumuşattığını gösteriyor. Bu durum, ABD’nin Türkiye’nin kararlığını görmesi olarak yorumlanabilir. Patriot’ların satışı askıdayken Türkiye, Rusya ile S-400’lerin alımıyla ilgili önemli bir yol kaydetti. Bunlar aynı zamanda Türkiye’nin net şekilde ifade ettiği operasyon öncesi ilişkileri rahatlatmaya yönelik hamlelerdir. Bu hamlelere herhangi bir netice olarak bakmamak gerekir. Bu konular kilitli konulardı, ABD sadece kilidi çözdü; ama sorunlar çözüldü demek için erken. Bu girişimlere, ABD’nin Türkiye’ye yönelik bir karşılıklı diyalog sürecinin yeniden başlatmasına yönelik adımlar olarak bakılabilir. Kararlılık, dış politikada bazen sahaya inmeden masada sonuçlar getirir.

Operasyon başarı ile sonuçlansa bile bölgede Kürt terör gruplarının faaliyetleri devam edecek ve muhtemelen ABD desteğini azaltmayacak. ABD bu siyaseti ile bir bakıma Türkiye’yi bir müttefik olarak kaybedecek, ancak sanki niyet Orta Doğu’da yeni bir Amerikancı devlet kurmak. Gerçekçi olursak ABD, Kürt devletini kurmak için bütün şartları hazırladı. Türkiye’nin bu stratejiye cevabı ne olacak ve bu konu ile bağlı olarak bölgenin geleceği nasıl şekillendirilecek?

ABD, Suriye’de İran’ın etkinliğini kırmaya çalışıyor ve öte yandan da burada İsrail’in güvenliği doğrultusunda bir terör devleti yaratmaya çalışıyor. Bu aynı zamanda bölgedeki istikrar için her zaman bir sorun olacak yapıyı doğuracak. Bu yapı, Irak ve Suriye iç siyaseti için her zaman sorun olur öte yandan İran ve Türkiye’yi rahatsız eder. Dolayısıyla, buradaki bir devlet bölgedeki bütün devletlerin aleyhine bir ortam hazırlayacak. Benzer filmi daha önce Irak’ın kuzeyinde de izlemiştik. Barzani’nin sözde bağımsızlık referandumunun merkezi hükümetleri nasıl rahatsız ettiğini hatırlıyoruz. Burada aynı zamanda uzun vadede Irak’ın kuzeyi ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılar arasındaki entegrasyon geliştirilmek istenecektir. ABD, Irak’tan kuzeyi merkezden uzaklaştırarak çıktı, Suriye’de de benzer bir şeyi yapıyor. Halihazırdaki durumda bazı peşmergelerin Kuzey Irak’ta eğitilerek Fırat’ın doğusuna gönderildiği görülmektedir. Terör örgütü PKK/YPG’ye katılan yabancı terörist savaşçıların önemli bir bölümü yine Kuzey Irak üzerinden Suriye’ye ulaşıyor ve katılım sağlıyorlar. Bu noktada, son aylarda Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine düzenlediği operasyonların önemini de belirtmek durumundayız. Fırat’ın doğusunda ilk olarak, terör örgütünün düzenli bir orduya çevrilmesi amaçlanmakta ve ardından bu ordu üzerinden ilk olarak özerk ardından bağımsız bir yapının taşları döşeniyor. ABD, bundan sonra iç içe geçmiş ve sadece isimleri farklı olan PKK ve YPG’yi birbirinden ayırmaya çalışabilir. Türkiye ile PKK ile mücadele edeceğini söyleyerek, YPG ile Türkiye’yi masaya oturtmak için gayret gösterilebilir. Geçtiğimiz günlerde PKK’nın birkaç elebaşına yakalanmaları takdirde ödül verileceğine ilişkin açıklama bu minvalde değerlendirilmelidir. Türkiye ise şu anda bunları ikisinin de terör örgütü olduğunu ifade ediyor ve mücadelenin süreceğinin altını çiziyor. Türkiye, bu yapının uzun vadede kendisi için tehlike arz ettiğinin farkında ve o sebeple bir strateji çerçevesinde buradaki terör yapılanmasını yok etmeyi hedefliyor. Benim Zeytin Dalı Operasyonu devam ederken ifade ettiğim bir cümle vardı; “ABD, eğer Türkiye’nin uzattığı Zeytin Dalı’nı tutmazsa bölgede tutunacağı dalı kalmaz” demiştim. ABD’nin bölgedeki bütün ülkelerle sorunları var, Orta Doğu’da Körfez ülkelerini daha aktif hale getirerek burada İran’a karşı yeni bir cephe hazırlığında ama Türkiye gibi stratejik önemi büyük olan bir ülkeyle arası açık olan ABD, bu sorunlu bölgede her zaman sıkıntılar yaşar.

Nicat İsmayılov

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...