Siyasetin, tarihi menfaatler temelinde şekillendirmeye çalışması esef vericidir - Türk Büyükelçiden sert tepki | Eurasia Diary - ednews.net

17 Eylül, Salı


Siyasetin, tarihi menfaatler temelinde şekillendirmeye çalışması esef vericidir - Türk Büyükelçiden sert tepki

Röportaj A- A A+

Türkiye’nin Azerbaycan büyükelçisi Sayın Erkan Özoral Fransa Cumhurbaşkanı Makron’un 24 Nisan’ı sözde "Ermeni soykırımını anma günü" ilan etmesi meselesini ve Türkiye siyasi hayatını ilgilendiren önemli konuları Eurasia Diary- e verdiği özel demeçde deyerlendirdi.

erkan özoral ile ilgili görsel sonucu

Fransa’nın 24 Nisan’ı sözde "Ermeni soykırımını anma günü" ilan etmesi ve bunun Türkiye-Fransa ilişkilerine etkisini nasıl deyerlendiriyorsunuz?

Türkiye, 1915 olaylarının hukuki, tarihi ve akademik boyutlarıyla meşru bir tartışma konusu olduğunu başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, her düzeyde Fransız yetkililere çeşitli kereler anlatmıştır. Buna karşın, Cumhurbaşkanı’nın Fransız Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını ve tarihi olguları dikkate almaması, bu tutumun arkasında Ermeni seçmenlerden oy alabilmek gibi bazı iç siyasi beklentilerin rol oynadığını göstermektedir.Siyasetin, tarihi menfaatler temelinde şekillendirmeye çalışması esef vericidir. 500 binden fazla Müslümanın Ermeni isyancılar tarafından katledildiği Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış döneminin tüm yönleriyle anlaşılması için nesnel bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.

 

Fransa’nın kendi tarihinde yer alan acı olaylar ve katliamları göz ardı ederek, başka ülkeler hakkında haksız karar alması nesnel bir yaklaşım olarak değerlendirilemez.Konuyla ilgili olarak Bakanlığımız Sözcüsünün 6 Şubat 2019 tarihinde yaptığı açıklama, ülkemizin bu tutumunu açık şekilde ortaya koymaktadır.

 

Makron’un "24 nisanla ilgili" açıklamasından sonra yurtdışında, özellikle Avrupa’da Türkdilli ülkelerin ortak diaspora teşkilatları kurma fikri gündeme geldi. Böyle bir çalışma mevcut mu ve ya ola bilir mi?

 

Yurtdışında sayısı azımsanamayacak Türk dili konuşan diaspora üyesi mevcuttur. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin (Türk Konseyi) Ortak Diaspora çalışmalarına, üye ülkelerin merkezi ve yurtdışında faaliyet göstermekte olan ilgili kuruluşları arasında işbirliği ve eşgüdümün sağlanması bakımından büyük önem veriyoruz. Bu amaçların hayata geçirilebilmesi için; 24 Ocak 2013 tarihinde Bakü’de ilk Türk Konseyi Diaspora İşlerinden Sorumlu Bakanlar ve Kuruluş Başkanları Toplantısı yapılmış; üçüncü toplantı ise 8 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da düzenlenmiştir. Ayrıca, ilgili kurum ve kuruluşları arasındaki eşgüdümü artırmak amacıyla bir Temas Grubu oluşturulmuştur.

Son olarak, Türk dilli Diasporaların koordinasyonun, işbirliğinin ve iletişiminin artırılmasına yönelik bir Ortak Eylem Planı hazırlanmıştır. Ortak Eylem Planı çerçevesinde, önümüzdeki dönemde çeşitli eğitim ve kültür programlarının düzenlenmesi planlanmaktadır. Bu etkinliklerin ilkinin Türkiye, ikincisinin ise Azerbaycan evsahipliğinde yapılması öngörülmektedir. Bütün bu çalışmaların yakın dönemde önemli sonuçlar vereceğine inanıyoruz ve Türk Konseyi kapsamında Ortak Diaspora çalışmalarına desteğimizi sürdürüyoruz.

 

Türkiye’nin Orta Doğu politikası ve Suriye meselesinde son gelişmelerle ilgili görüşleriniz nelerdir?

 

Ülkemiz bölgedeki sorumluluğu ve insani dış politika yaklaşımı kapsamında Ortadoğu ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede, ABD’nin Suriye sahasındaki birliklerini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın ABD Başkanı Trump’la mutabık kaldıkları üzere Türkiye, ABD’nin çekileceği bölgelerde terörle mücadeleyi sürdürme sorumluluğunu devralmaya hazırdır.

 

Kararın uygulanma safhasında iki müttefik olarak yakın diyalog ve eşgüdüm içinde hareket etmek hususunda mutabıkız. Ülkemiz, çekilme sürecinin, PYD/YPG’nin bölücü gündemine hizmet etmeyecek ve sahada güç boşluğuna neden olmayacak şekilde yürütülmesi gerekliliğini vurgulamıştır. Kararın uygulanması, sahada terörle mücadele ve kalıcı istikrar sağlanması bakımından olumlu sonuçlar doğurmalıdır. Bu süreçte, Rusya ve İran’la da eşgüdüm sürdürülmektedir. Ülkemiz, bugüne kadar olduğu gibi, milli güvenliğimize kastedecek tehditlere karşı gereken adımları atmaktan çekinmeyecektir.

 

Filistin meselesinden kaynaklanan derin adaletsizlik duygusu giderilmeden Ortadoğu’da ve dünyada kalıcı huzur ve barışın tesis edilmesi mümkün değildir.

 

1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılığa sahip bir Filistin Devleti’nin vücut bulması, bölgede barış ve istikrarın tesisi için yegâne yoldur. Kudüs'ün statüsü dâhil, BM'nin yerleşik parametrelerini gözardı eden her plan karşısında uluslararası kamuoyunun tepkisini ortaya koyması gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde atılacak adımlar hususunda İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Azerbaycan da bize bu alanda gerekli desteği vermeye devam etmektedir.

 

Irak’ta ise Türkiye, Irak’ın terörle mücadelesini ve ülkede kalıcı barış ve istikrarı sağlama yönündeki çabalarını desteklemeyi sürdürecektir.

 

Ortadoğu’da köklü tarihi, beşeri ve kültürel bağlarımızın olduğu kardeş Yemen’in barış, huzur ve istikrarına büyük önem veriyoruz. Yemen’de dört yıldır devam eden ve aynı zamanda büyük bir insani felakete yol açan krize artık en kısa sürede bir çözüm bulunmasını arzu ediyoruz. Bu çerçevede, BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisi  Martin Griffiths’in soruna siyasi çözüm bulunması yönündeki gayretlerini destekliyoruz. Siyasi çözüm sürecinin Yemenliler tarafından sahiplenilmesi ve yönetilmesi de önemlidir. Türkiye olarak Yemenli kardeşlerimizin yaralarının sarılması için önümüzdeki dönemde de yardımlarımızı sürdüreceğiz.

 

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan işbirliğinin şu anki durumunu ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye, çok yönlü, çok boyutlu ve insan odaklı aktif dış politika anlayışı doğrultusunda, ikili formatın ötesine geçen, çoklu formatta toplantılar düzenlenmesini önermiş ve hayata geçirmiştir. Bu önerinin hayata geçirilmesinde de en büyük desteği kardeş Azerbaycan vermiştir. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü formattaki toplantıları bu formattaki temasların belki de en verimlisidir. Özellikle enerji ve ulaştırma alanında Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, TANAP gibi projeler, bu verimliliğin en somut ve başarılı göstergeleridir.

 

Bölge güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmaya devam etmek amacıyla yeni projelerin oluşturulması ve mevcut projelerin takibi dâhil geleceğe dönük her türlü üçlü işbirliği olanağı değerlendirilmektedir.

 

Nicat İsmayılov

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...