"Karabağ'da vurulmuş mezar taşları gördüm" - Litvanyalı gazeteci | Eurasia Diary - ednews.net

18 Eylül, Çarşamba


"Karabağ'da vurulmuş mezar taşları gördüm" - Litvanyalı gazeteci

Litvanyalı askeri gazeteci, Litvanyalı Gazeteciler Sendikası üyesi Richard Lapaitis Bakü'deki Uluslararası Avrasya Basın Fonu Başkanı Umut Mirzayev'in konuğu oldu.

Röportaj A- A A+

Onların dostluğu Azerbaycan'ın en ağır sınavı - Dağlık Karabağ ve diğer yedi bölgesinin Ermenistan tarafından işgali ve Hocalı katliamının yaşandığı yıllarda başladı. Gazeteci Lapaitis  1992-1994 Karabağ savaşının tanıklarından birisi. O bir çok kez temas hattında bulundu. Richard Lapaitis, Azerbaycan'ın işgal altındaki bölgelerinin yakınında yaşayan mültecilere hala yardım ediyor. O 1993 yılında “Dağlık Karabağ'daki olayların dünya kamuoyuna ulaştırılmasında göstermiş olduğu cesaret ve tarafsızlığından dolayı “ diploma ile ödüllendirildi. Richard Lapaitis, "Sonsuz Koridor" adlı belgeselin kahramanıdır. Senaryo, onun günlüğü ve kişisel anılarına dayanarak Umut Mirzayev'in doğrudan katılımıyla çekildi.

Eurasia Diary bu fırsatı kullanarak Richard Lapaitis ile röportaj yaptı. Ayrıca belirtelim ki, Richard UABF'nın Litvanya'daki temsilcisidir.

1992'de Karabağ'a gönüllü olarak olarak geldiniz. Siz özel amaçlı grubun komutanı olan Ibad Huseynov ve onun istilacılarla savaşan heyetinin faaliyetini gören az sayıda kişiden birisiniz. Ülkemiz hakkında bir roman yazabilecek kadar çok şey gördünüz. Genel olarak, Azerbaycan sizin için ne ifade ediyor?

Benim için Azerbaycan 1992'den beri kendi ülkem gibi. Ruhumla buraya bağlıyım. Azerbaycan benim kanımdır ve canımdır. Burası, bu topraklar, insanları, onların düşünceleri. Bir Azerbaycanlı görünce onun gözlerine bakarım. Mutlu ya da üzgün olduğununda duygularını anlayabiliyorum. Bir Azerbaycanlı bana vatanının yedi bölgesini kaybettiğini söylediğinde, onu iyi anlıyorum. Kısacası, Azerbaycan benim için sadece bir his değil.Bir hisden daha fazlası. Buradaki ilk günlerimden beri her şey benim ilgimi çekmişti. Azerbaycan’a akreditasyon olmadan, yardım almadan gittim. İlk önce trenle Barda'ya gittim, sonra da araba ile Ağdam'a. Agdam'a geceyarısı ulaştım. Otelde kalacak bir yer bulamadım, her yerde savaştan muzdarip insanlar yerleşmişti. Camide yerde uyudum ve etrafımda katliamdan kurtulan birçok insan vardı. Dehşet dolu bir geceydi, ama ertesi gün daha korkunçtu. İlk defa masum insanların getirilen cansız bedenlerini gördüm. O zamandan beri ben bir Karabağlı oldum. Bana bak. Bence ben sizlerden biri oldum. 51 yaşındayım. Burada kalmak ve birkaç yıl burada yaşamak istiyorum. Buranın özel bir havası, özel bir atmosferi var. Azerbaycan`nın bazı bölgeleri işgal altında olsa da, başarılı ekonomi inşa eden harika insanları var.

Size bir soru sorabilir miyim? Umut Mirzayev ile iyi ilişkileriniz var. Sizi Uluslararası Avrasya Basın Fonu'na bağlayan şey nedir?

Burada genç nesille yapılan çok sayıda ilginç projeler var. Benim Umut beyle hikayem uzun yıllar öncesine dayanıyor. Ve neredeyse on yılı aşkın bir süreyi kapsıyor. 1992'de biz Litvanyalı gazetecileri kimse tanımıyordu. Ve savaşı nasıl aydınlatacağımızı bilmiyorduk. Umut bey bize doğru yöne odaklanmakta  yardımcı oldu. Bu nedenle, Mirzayev ve Fon ile olan dostluğumuzun kökleri derindir. Fon benim için ikinci ev oldu. Son zamanlarda Litvanya'nın güneyinde Hocalı'ya adanmış bir etkinlik düzenlendi. Bu konuyla ilgili Umut beyi aradım. Çok meşgul olduğunu biliyordum ve her şeyi atıp da Litvanya'ya geleceğini tahmin bile etmiyordum. Fonun çok sayıda gazetecinin karargahı haline geldiğini düşünüyorum. Bu organizasyon diğerlerinden çok farklı. Her halükarda Vakfın başkanı Hocalı ve Karabağ`ın ne olduğunu bir başkasından duymadığı için. Bilmiyorum, Umud bey bunu duymak ister mi , ama dostumun zamanında zengin bir adam , bir yazar, ya da bir şair olabileceğini söylemeliyim. Ama o farklı bir yol seçti, ağır ama asil bir yol. Onun yaşamdaki asıl amacı, yurdu Karabağ'ı azad etmektir. Ayrıca arkadaşlarını da unutmuyor. Bana birşey olursa, arkadaşımın yardım etmenin bir yolunu bulacağını biliyorum. Savaş Litvanya'nın kapısını çaldığında, o gazetecisini  materyalleri toplaması ve gerçeği yazması için gönderdi.O  Moskova'daki , St. Petersburg'daki insanlara yardım ediyor. Sadece Karabağ'ın bizi birleştirdiğini sanmayın. Umut beyin ailesine, onu böyle iyi eğittikleri için teşekkür ediyorum. O dünyaya bakışını gençliğine aktarıyor. Bu, gençlerin politikadan uzak olduğu ve kendi çıkarlarına uygun  yaşadığı bir zamanda hiç de az bişey değil.

Bu tür cevapları duymak güzel. Bunların boş laflar olmadığını biliyorum, kalpten geldiklerini hissediyorum. Ama bir sorum var. UABF ile işbirliğinizi nasıl hayal ediyorsunuz? Litvanya ile hangi projeleri uygulayabiliriz? Örneğin, Özbekistan, Karabağ ile ilgili projelere devam etmek gibi.

"Ateş edilmiş mezarlk" adında bir film çekeceğiz. Ben Karabağ'da vurulmuş mezar taşları gördüm. Bu korkunç bir manzara. Saldırganlar ölülere bile acımadı. Sonra filmi Litvanya'da sunacağız. Ancak üzerinde çalışılması gerekiyor. Ayrıca, Azerbaycanlı ve Litvanyalı öğrenciler hakkında da film yapmak hakkında düşünmek gerekiyor. Gençlerin ne düşündükleri, neyi başarmak istedikleri hakkında. Karabağ, Anavatan, Litvanya ve Azerbaycan gibi sözler onlar için ne anlama geliyor? Biz geleceğe bakmalıyız. Dünya ilerliyor. Orta çağlarda kalan ise, Ermenistan. Bugün hafızanın, kültür, tarihi miras gibi katmanlarını ortaya çıkarmak ve genç insanlara aşılamak gerekiyor. Sonuçta, bizden sonra onlar yaşayacaklar ve bugün hayatta hangi yönleri seçtiklerini bilmemiz gerekiyor. Ben Fuzuli'den Gazak'a kadarki arazide yaşayan insanların isteklerini bilmek istiyorum. Bu alanda barışcıl bir afiş taşıyan gruba üye seçilirsem, sizden beni oraya göndermenizi isteyeceğim. 90'lı yıllarda orada çok şey yaptım ama yarım kalan, bitirmek istediğim şeyler var. Terter'de bir okulda resim dersinde neredeyse bütün çocukların  savaş hakkında çizim yaptığını gördüm. Çünkü başka bir şey bilmiyorlardı. Çocukların trajedisi işte bu, zamanından erken büyümeleridir. Ama onların  dünyanın savaştan farklı güzel yönlerini de görmeleri gerek.

Uluslararası fonumuz "Çocuklar geleceği nasıl algılıyor?" adlı bir yarışma düzenliyor. Bu ilginç bir proje. İyilikten bahsettiniz. Çocukların bugün dünyayı nasıl gördüklerini öğrenmeye çalışarak isteklerini ortaya çıkarmalıyız. Bu konuda siz ne yazmak istersiniz?

Ani bir soru oldu. Bir Litvanyalı olarak şu an zor durumdayım. Bana öyle geliyor ki, savaşta gördüğüm  askeri durumla aynıyım şimdi. Ah çocuklar! Tarih bizi birleştiriyordu! Henüz 1920'de şairimiz Mickiewicz doğu masallarını okuyordu. Ocak ayının karanlık günlerinde, Litvanyalılar yine buradaydı. Bana göre ben Azerbaycanlı ruhunu hissediyorum. Ben bir kurdum, ama iyi anlamda. Bugün Azerbaycan ve Ermeni toplulukları için bir iletişim bölgesi açmak için toplandık. Bunun için çok şey yapmanız gerekiyor. Geçen süre zarfında, AGİT ve Minsk Grubu hiçbir gelişme elde edemedi. İşgalcilerin işgal edilmiş  Karabağ arazisinden çıkarılma müddetinin kesin olarak belirlenmesi ve gerekli yeni projeler ve yeni gerçek planların yapılması gerek. Ve Litvanya bu konuda size yardımcı olacaktır. Benim örneğimde siz Litvanya'yı gorebilirsiniz. Bana ne yazmak istediğimi sordunuz. Bir kitap yazacağım ... Karabağ'la ilgili ... Ve onu böyle bir cümleyle başlayacağım: 1992 gecesini hatırlıyorum ...

 

Röportaj yapan: Şöhret Barla

rkçeye çeviren: Güller Bagirova

Eurasia Diary

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...