"Bütün dünya Türk Birliği gerçeğini kabul etmeli" - Dr. Sinan Oğan - RÖPORTAJ | Eurasia Diary - ednews.net

20 Kasım, Çarşamba


"Bütün dünya Türk Birliği gerçeğini kabul etmeli" - Dr. Sinan Oğan - RÖPORTAJ

Röportaj A- A A+

15 Ekim'de Türk Konseyi 7. Zirvesi Bakü'de yapıldı. Zirveye Azerbaycan, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Macaristan liderleri katıldı. Toplantı, liderlerin Türk Dünyası'nın tarihine düşecek mesaj ve kararlarıyla zengindi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Milletvekili, Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) kurucusu ve Başkanı, Türk siyasetçi Dr. Sinan Oğan da katılan yetkililer arasındaydı. Etkinliğin ardından Uluslararası Avrasya Basın Fonu'nu (UABF) ziyaret etti ve zirvenin sonuçları ve gündemdeki diğer konularla ilgili Eurasia Diary'ye özel röportaj verdi.

Türkiye'nin terörle mücadele operasyonu Barış Pınarı Harekatı'na BM başta olmak üzere birçok kuruluştan kınama, ABD dahil olmak üzere bazı ülkelerden tehditler geldiği bir zamanda, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Devlet Başkanları 7. Zirvesi'nde Türkiye'ye bu adil savaşta destek mesajı verildi. Bu tarihi anı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zirve sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dede Korkut'un bilge sözlerini şöyle hatırlattı: "Gerçek dostlar iyi günde davetle, kötü günde davetsiz gelir." Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki terörle mücadele ederken Arap Birliği, Avrupa Birliği, NATO, Çin, İran, diğer uluslararası örgütler ve devletlerden haksız kınama mesajları geldiği bir zamanda, kardeşlerimizin, Türk cumhuriyetlerinin Bakü'de yapılan Zirve toplantısında Barış Pınarı Harekatı'na destekleri son derece önemli. Bu Türk halkının ve Türk milliyetçilerinin beklediği mutlu bir karar. Çok şükür bu karar güçlü bir destek şeklinde verildi. Bunun tüm dünyaya bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Dünya, bu kararla Türk Dünyası'nın gerçekliğini bir kez daha gördü. Kim ne derse desin, kim kınarsa kınasın, kardeşler birbirlerinin zor zamanlarında yan yanalar. 

Karabağ konusunda Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikteyiz. Azerbaycanlı kardeşlerimiz de terörle mücadele operasyonlarında bize destek veriyorlar. Aynı şekilde, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, İnşallah gelecekte Türkmenistan ve ne mutlu ki, Atilla'nın soyundan gelen Macarıstan Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı'na tam desteklerini açıkladılar. Zirveyi beklemeden destek verdiği için Azerbaycan’a özel şükranlarımı sunuyorum. Azerbaycan, Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı'nı destekleyen Macaristan ve Pakistan ile birlikte dünyadaki ilk üç ülkeden biri. Bunun için minnettarız...

Türkiye'nin haklı konumu Türk Konseyi tarafından savunuldu. Bu tarihi günün ardından Türkiye ile Türk Konseyi arasında daha yakın bir işbirliğinin kurulacağını varsayıyoruz. Bu durumda, Türk Konseyi bölgesel ve jeostratejik bir güce dönüşebilir mi?

Tabii ki, Türk Konseyi bölgede önemli bir gücü temsil ediyor. Türk Konseyi ülkeleri kendi bölgelerinde özel bir öneme sahiptir. Fakat en önemli şey, bu devletlerin bir platformda birleşmesi ve ticaret, insani, askeri, politik vb. konularda işbirliği yapmalarıdır. Bütün dünya Türk Birliği'nin gerçeğini kabul etmeli. Araplar bir araya gelerek Arap Birliği'ni ve Avrupalılar Avrupa Birliği'ni kurduğu gibi, Türkler de bir araya gelerek Türk Birliği'ni - Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'ni kurdular. 

Türk Konseyi devletlerinin çoğu enerji kaynakları bakımından zengindir ve bu ülkeler arasındaki işbirliği gün geçtikçe artmaktadır. Bu durumda, Türk Konseyi üyelerinden yakın zamanda yeni bir bölgesel veya uluslararası enerji projesinde işbirliği yapmalarını bekleyebilir miyiz?

Allah Türk coğrafyasına her türlü zenginlik vermiştir. Türk ülkeleri yeraltı ve yüzey kaynaklarla, çoğunlukla petrol ve gazla zengin. Bağımsızlık kazandıkları günden bu yana Türk devletleri arasında enerji ihracatı projelerinde işbirliği yapılmıştır. Bu işbirliği, rahmetli Sayın Haydar Aliyev'in Başkanlığı döneminde gerçekleştirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı projesi ile bir gelişme aşamasına girmiştir. Şimdi, diğer Türk devletlerinin Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı'na katılımı gündemde ve öngörülebilir. Türk Birliği'nin sadece devletlerarası bir siyasi birlik değil, aynı zamanda ekonomik ve enerji birliği olacağına inanıyorum.

Türk Konseyi'nin gözlemci üyesi olan Macaristan, Başbakan Viktor Orban'ın liderliğinde her zaman Türk devletlerinin çıkarlarını savunuyor. Macaristan, aynı zamanda, Avrupa'da Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı'nı destekleyen tek ülke oldu. Bununla birlikte, Macaristan Türk Birliği'ne yaklaştıkça, Avrupa Birliği'nden uzaklaştığı hissedilmektedir. AB ile resmi Budapeşte arasındaki ilişkiler son zamanlarda gerildi. Türk Birliği'ne entegrasyon Macaristan için hangi sorunların yaranmasına neden olabilir?

Macaristan belli sorunlarla karşılaşabilir, ancak Türk Birliği'ne entegrasyon bu ülke için yeni ekonomik ve politik fırsatlar yaratıyor. Türkiye Birliği, Macaristan için yeni bir siyasi destek, yeni bir pazar ve yeni bir işbirliği ortamı sunuyor. Diğer Türk ülkeleri gibi Macaristan da üretici ülkedir ve bu bölgenin ekonomik olarak Macaristan'a büyük fırsatlar sunduğu anlamına geliyor. Macaristan'ın enerji taşıyıcıları, petrol ve gaz için büyük bir talebi var. Bölge petrol ve gaz bakımından zengindir. Bu, Macaristan için de faydalı olacaktır.

Bildiğiniz gibi, Esad'ın ordusu Münbiç ve bölgeye yerleşmeye başladı bile. Birkaç Rakka köyüne girdiler. PKK/YPG/PYD ve Esad'ın bir anlaşmaya vardığı belirtildi, bu durumda Türkiye Esad'la savaşmaya başlayacak yoksa operasyonu bitirecek mi?

Öncelikle, Türk Konseyi 7. Liderler Zirvesi’nin genel kararını söylemek istiyorum: "Barış Pınarı Harekatı Suriye'nin sınır bütünlüğünün sağlanmasına katkıda bulunacak. Bu, Türkiye'nin Suriye topraklarını işgal eden PKK ve YPG gibi terör örgütlerinin orada ayrı bir terörist koridoru oluşturmasına izin vermeyeceği anlamına geliyor. Türkiye'nin bu operasyonu Türk Konseyi üye ülkeleri tarafından desteklenmektedir. Suriye’nin, Türkiye'nin bölgede PKK’yı, YPG’yi ve ABD’yi yavaşça geri çekmeye zorlaması sonucunda yaranan boş alanlara sızmaya çalıştığını görüyoruz. Elbette bu durum, Türk askerleri ile Suriyeli askerler arasında bir çatışma olasılığını da ortaya koyuyor. Ancak hedefimiz Suriye askerleriyle savaşmak değil. Suriye'ye girme hedefimiz PKK/YPG/PYD ve IŞİD dahil olmak üzere terörist unsurları bu bölgeden temizlemektir. Bu nedenle, Harekat bitmedi. Operasyon bölge terör örgütlerinden temizleninceye kadar devam edecek."

YPG son zamanlarda gündemde olmasına rağmen, Türkiye'nin tek sorunu bu değil. Türkiye, gündemindeki Doğu Akdeniz sorunu nasıl çözecek?

Aslında, tüm mesele Doğu Akdeniz ile ilgili. PYD ve PKK bir bahane. Doğu Akdeniz'de önemli petrol ve doğal gaz rezervleri var. Ve bunların önemli bir kısmı Türkiye'nin sınırları içerisindedir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki bu petrol ve doğal gaz yataklarının keşfi ve üretimi ile Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi petrol ve doğal gaz kaynakları bakımından zengin olabilir. Elbette bu, Türkiye'yi güçlendireceği için Batı, İsrail, Mısır, Yunanistan, Avrupa ve Amerika'da endişe yarattı. Ancak ne olursa olsun, Türkiye bu konudan yüzü ak çıkacak. Türkiye orada da hedefine ulaşacaktır.

Türk Konseyi üyeleri, Dağlık Karabağ sorununun çözümü konusunda Azerbaycan'a ne tür destek verebilir?

Türkiye, sınırında terörle mücadele operasyonları gerçekleştirdiği gibi, Azerbaycan da uluslararası toplum tarafından tanınan topraklarında terörle mücadele operasyonları gerçekleştirebilir. Türk devletleri zaten Dağlık Karabağ’ın Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde Azerbaycan’a ait olduğunu çoktan onayladı ve kabul etti. Sivil toplum kuruluşları ve basın, Azerbaycan’ın Türk devletlerinde haklı konumunun savunmasında daha etkili bir rol oynamalıdır. Çünkü savaş başladığında, savaşın sebeplerini uluslararası topluma açıklamak daha zordur.

Türk devletleri, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ittifak örneğini takip etmeleri gerekiyor. Unutmayın, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, Ermeni hükümetinin Türkiye aleyhindeki asılsız iddialarına cevap verdi ve "Türkiye burda yoksa, ben buradayım" diye Türkiye’nin tutumunu savundu. Diğer Türk devletlerinin birbirleri için bu şekilde davranması gerekir.

Azerbaycan'ın Karabağ'da yapacağı askeri operasyonlara savaş denemez. Bu bir terörle mücadele operasyonu olacak. Karabağ'da ayrılıkçı ve terörist bir sözde devletçiliğe karşı yapılan operasyon ancak terörle mücadele olabilir. Azerbaycan'ın bu operasyonlardaki amacı, topraklarını işgalden kurtarmak ve terörden uzak tutmaktır. Üçüncü bir devlet müdahale ederse, bir terör devleti veya terörizmi destekleyen bir devlet olarak kabul edilecektir.

Terörle mücadele operasyonu başlarsa bu durum bölgedeki güç dengesini nasıl etkiler?

Başlarsa çok çabuk bitecek. Azerbaycan buna muktedirdir. Azerbaycan teröristleri bölgeden kovabilecek. Türk kardeşler her zaman Azerbaycan ile birlikteler. Hiç kimse bundan şüphe duymamalıdır.

 

Röportaj yapan: Nicat İsmailov

Türkçeye çeviren: Tebriz Abbasov

Eurasia Diary

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...