Erdoğan: Ordu valimiz ve milletimden özür dilemedikçe bırakın layık olmayı böyle bir makama gelemez | Eurasia Diary - ednews.net

23 Temmuz, Salı


Erdoğan: Ordu valimiz ve milletimden özür dilemedikçe bırakın layık olmayı böyle bir makama gelemez

Cumhurbaşkanı Erdoğan “94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması” programında konuştu: Kırgınlar var. Kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık olmaz, 23 Haziran'da 94 ruhuyla çalışacağız

Siyaset A- A A+

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde “94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması” programına katıldı.

Konuşmasına Muhammed Nursi’yi anarak başlayan Erdoğan’ın açıklamalarından önemli bölümler:

“Zalim Sisi tarafından cunta tarafından devrilmiş ve hapse atılmıştı. Kendisiyle hem Cumhurbaşkanı seçilmeden önce hem de seçildikten sonra yakın dostluğumuz oldu. Darbe mahkemelerinde yargılanan ve idam cezasına çarptırılan merhum Mursi'nin mahkemede son nefesini vermiş olması kendisine ve halkına yapılan bir zulmün sembolüdür. Zalimler mazlumların canlarına kastedebilir, hatta onları öldürmek suretiyle şehadetine vesile olabilirler. Fakat verdikleri mücadelenin izzetine asla halel getiremezler. Biz de tüm Müslümanlar merhum Mursi'yi son nefesine kadar yürüttüğü mücadelesini hatırlayacağız.” 

Muhammed Nursi'nin vefatı

“Bana zalim Sisi'yle görüşmek için çok teklifler geldi, bu tekliflerin hiçbirini kabul etmedim. Onun oturduğu masada oturmam, onunla görüşme asla yapmam dedim. Zira bizim zalimlerle bu noktada hele hele kardeşlik seviyesinde farklı dayanışmamızın olduğu bir kardeşimiz Mursi'yle bu şekilde bizim onun katili olan kişiyle bir araya gelmemiz mümkün değil dedim. Bugüne kadar da gelmedik. Bizim gözümüzde Mursi inandığı dava uğruna verdiği mücadele sırasında hayatını kaybeden bir şehittir. Tarih onu cezaevine atıp, idamla tehdit edenleri ve şahadetine yol açan zalimleri asla unutmayacaktır. Muhammed Mursi'ye Allah'tan rahmet, ailesine, Mısır halkına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

“Cihannüma ailesiyle birlikte olmaktan bahtiyarlık duyuyorum. Ülkemizin farklı köşelerinden toplantımızı teşrif eden büyüklerime, kardeşlerime, medeniyetlerin başkenti, Fatih Sultan Mehmet'in rüyası şehri İstanbul'a hoşgeldiniz diyorum. Bizleri böylesine güzide bir toplulukla bir araya getiren Cihannüma ile İstanbul Dostluk Derneği'nin yöneticilerine şükranlarımı sunuyorum. Bugün aramızda karşılığını sadece Mevla'dan bekleyerek Hakk'ın ve halkın rızası için ter dökmüş, çile çekmiş kardeşlerim bulunuyor. Anadolu'nun bağrından çıkıp her türlü engeli aşarak ekonomi, siyaset, bürokrasi, sosyal hayatta yer tutmuş davamıza, insanımıza hizmetkarlık yapan pek çok kardeşimiz var. Rahmetli Erbakan hocamızın dediği gibi "Hayra motor, şerre fren" yapan tüm dostlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.”

"1994'te tehditlere maruz kaldık"

“1994 yılı sadece bizim hareketimiz için değil aynı zamanda Türk siyasi hayatı için de bir kırılmadır, yeni bir milattır. Hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından 1950 seçimleri ne kadar önemli ise 1994 seçimlerinde yakalanan başarı da aynı şekilde önemlidir. 1994 seçimlerinde ilk defa İstanbul ve Ankara'nın yanı sıra 6 büyükşehir toplam 28 ilin belediye başkanlığını kazandık. Adaylık sürecimizden, seçim kampanyamıza kadar pek çok zorlukla karşılaştık. Medya kuruluşları, iş dünyasının çatı örgütleri, vesayet güçlerinden mafyatik yapılara kadar farklı odakların tehditlerine maruz kaldık. İman varsa imkan da vardır diyerek her türlü yokluğa, zorluğa rağmen yolumuzdan geri dönmedik.”

“Hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Dış görüşünü, siyasi görüşü, etnik kökeni, inancı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun hiç kimseye önyargılı bakmadık. Zira yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Fatih'teki insanımıza nasıl ulaşmaya çalışıyorsak Kadıköy'deki, Beyoğlu'ndaki arka sokaklarındaki kardeşlerimize ulaştık. Girilmedik ev, sıkılmadık el bırakmadık. Yapılan eleştirilere, önümüze çıkartılan engellere aldırmadan İstanbullu kardeşlerimizin her birine ulaşmanın gayretinde olduk. İnanıyorsanız, muhakkak üstünsünüz demeden gece gündüz çalıştık, ter döktük, mücadele ettik." 

"Özür dilemedikçe böyle bir makama gelemez"

“Milletimiz ilk kez 24 saat kapısını kendisine açık tutan farklı bir zihniyetle buluştu. Millete tepeden bakan, hor hakir gören, gerici , yobaz diyerek aşağılayan zihniyetin yerini herkesi kucaklayan bir anlayış aldı. Şimdi herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi Ordu’da valiye ‘it’ diyor, bu nasıl kucaklamaya, Vali’ye tahammül edemiyor. Ve sen İstanbul gibi bir şehre belediye başkanı olmak için yola çıkıyorsun. Böyle bir kişi Ordu Valisinden özür dilemediği sürece layık olmayı bırakın böyle bir makama gelemez. Bir defa bu makamda bulunanların her şeyden önce edeple bu makama gelmesi gerekir. Bu milletin polisine şerefsizler diyen bir güruh da yanında. Valimiz bunu yanına bırakmayacaktır. Davayı açmak suretiyle takipçisi olacaktır. Bize 24 sene İstanbul’a ne yaptınız ki diyorlar. Gözleri var görmez. Susuz bir İstanbul’u suya kavuşturan biz olmadık mı? İktidarımızdan önce İstanbul’da kavşak yoktu bunların hepsini biz yaptık.  Dünyanın en büyük havalimanını kazandırdık. Bütün bunlarla beraber Avrasya Tünelini bitirdik ve bütün bu süreç İstanbul’a Belediye Başkanı olarak sunduğumuz kardeşimiz Binali Yıldırım ile oldu."

"Bu FETÖ sanatıdır"

"Şu anda millet bahçelerini çoğaltmanın hesabı içerisindeyiz. 1994'den önce yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla anılan İstanbul vardı. Hamdolsun bugün geleceğine güvenle bakan bir İstanbul var. Bugün Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'yle, İstanbul Havalimanı'yla gündeme gelen bir İstanbul var. İnşallah bu kalkınmayı 23 Haziran'dan sonra Binali Bey kardeşimin şehrieminliğinde devam ettireceğiz. 6 günümüz var. Pazar akşamı inşallah bu mücadeleyle Pazartesi'ye girmemiz lazım. Büyük ve güçlü Türkiye davasını hedeflerine ulaştırabilmemiz için, önümüzdeki imtihanları alnımızın akıyla vermek zorundayız. 18 günde neler yaptım diyor. Ben söyleyeyim neler yaptığını, 18 günde başkanvekillerinin ofislerinin, odalarının kilitlerini sökmekle meşgul oldu. Veri kopyalama diye bir olayın içerisine girdi. Madem seçildin bu işlerle niye uğraşıyorsun. Bu FETÖ sanatıdır."

"Belediyeler vakıflarla işbirliğine girmez mi, girer"

“Belediyenin verilerinin nereye aktarılacağı belli olmayan bir şekilde kopyalanmaya çalışılmasından gönüllü kuruluşlarımıza kadar bir hesaplaşma, öc alma siyaseti güdülmüştür. Belediyeler vakıflarla işbirliğine girmez mi, girer. Nakdi para verme gibi bir durum tabii ki olmaz. Devletin Vakıflar Genel Müdürlüğü vardır. Bu tür vakıflarla işbirliğine gider. Onlara parasal değil ayni olarak arazi tahsisleri vesaire bu tür şeyler yapar. Oralarda birçok hizmetleri o STK'lar vasıtasıyla yürütür. Bu beylerin malum STK'ları vasıtasıyla yıllarca bu ülkede yaptıklarını biz bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz. Baktık ki dün akşam bu işlerden bahsediyor, bir de isim veriyor. Ben de mi isim vereyim. Ama vermem.”

"Azgın azınlığın bu şehrin dokusunu bozmasına izin vermeyiz"

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'ye geçtiğinde asıl değişecek olan medeniyet, tarih, kültür anlayışından savrulma olacaktır. İşte Bilecik'te duvarlardan Osmanlı motiflerini duvardan kazıdılar. Gezi olaylarında ve daha çok örnekte tezahürlerini gördüğümüz CHP, faşizmin bu şehre karabasan gibi çökmesi olacaktır. Azgın azınlığın bu şehrin dokusunu, kadim karakterini bozmasına izin veremeyiz. Hamdolsun şu anda zaten İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin meclisinin kahir ekseriyeti AK Parti'den oluşuyor. Komisyonların tamamı AK Parti'den oluşuyor. Başkanvekillikleri öyle. Tüm bunlara asla sonuna kadar müsaade etmeyeceğiz.”

"Bu davada kırgınlık diye bir şey olmaz"

“Bizler toplu vuran yürekleri sindirecek hiçbir gücün olmadığını bilen hareketiz. Elbette eleştirilerimizi yapacak, hatalarımızı, yanlışlarımızı birbirimizin yüzüne cesaretle söylemekten çekinmeyeceğiz. Üzülerek söylüyorum, kırgınlar var. Kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık olmaz. Hepimiz bir hizmetin içerisindeyiz öyleyse bu davada kırgınlık diye bir şey asla olamaz. Kibri, tekebbürü hiçbir zaman kapımıza yaklaştırmayacağız. Zorluklar karşısında yılmadık, saldırılar karşısında sinmedik, 12 Eylül ve 28 Şubat'ın üzerimize abandığı o meşum günlerde bir an olsun yeise düşmedik. İstanbul'un anahtarını bu şehrin kıymetini bilecek, bu şehre hizmet etmeyi görev bilecek emin ve ehil olan Binali Bey kardeşimize teslim edeceğiz”

"Keşke dememek için son 5 gün"

“23 Haziran seçimlerinde sırt sırta verip, 94 ruhuyla çalışıp yalan siyasetinin milletin kafasını karıştırmasına izin vermeyeceğiz. 23 Haziran siyaset mühendislerinin parlatmaya çalıştığı küfürbazların sandığa gömüldüğü gün olacaktır. 23 Haziran’da takiye siyaseti kaybedecek. Gün fitneyi büyütme kırgınlıkları derinleştirme günü değil. Kenetlenme safları sıklaştırma günüdür. Türkiye’nin aydınlık geleceği her biriniz vereceği mücadeleye bağlıdır. Son pişmanlık fayda etmez. Keşke dememek, eyvah dememek, ömür boyu yüreğimizi yakacak nedamet yaşamamak için önümüzde sadece 5 gün var.”

Independent Türkçe

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...