Toplumsal huzuru kemiren tehdit: ŞİDDET - Kadın, erkek, çocuk, hayvan… - VİDEO | Eurasia Diary - ednews.net

16 Aralık, Pazartesi


Toplumsal huzuru kemiren tehdit: ŞİDDET - Kadın, erkek, çocuk, hayvan… - VİDEO

Toplum A- A A+

Kadın, erkek, çocuk, hayvan…Yaşamın her yerinde görülen ve gün geçtikçe sayıları artan şiddet olayları, pek çok şekilde karşımıza çıkabiliyor ve bireyin hem ruhsal hem de bedensel bütünlüğüne zarar veriyor.

Fiziksel ve psikolojik şiddet günümüzde giderek artan önemli toplumsal sorunlardan biri. Kadın, erkek, çocuk hatta hayvanlar bile şiddet vakalarında hedef halinde. Medyada karşımıza çıkan haberler ise buzdağının yalnızca görünen kısmı. Şiddet içeren haberler ve veriliş şekli öfke üretimine katkı sağlıyor.

Uzmanlar, medyanın şiddetin normalleştirilmesinde önemli düzeyde katkısı olduğunu söylüyor. Sadece fiziksel olarak akıllarda yer etse de şiddetin birçok çeşidi var; psikolojik, cinsel, ekonomik…

Toplumun karşı karşıya geldiği şiddet türleri

- Bedene uygulanan fiziksel saldırılar, en çok görülen şiddet türüdür. Fiziksel şiddet; sağlıksız koşullarda yaşamaya mecbur bırakmak, dayak, kesici ve vurucu maddelerle bedene zarar vermek, sağlık hizmetlerinden yararlanmasını engelleyerek bedenine zarar gelmesine sebep olmaktır.

- Psikolojik şiddet içeriğinde; kişiyi aşırı denetleme ve kontrol altında tutma, aşağılamak, cezalandırmak, mahrum bırakmak, küçük düşürmek amacıyla yapılan sistematik şiddet davranışları vardır. 

- Yaptırım ve tehdit aracı olarak paranın kullanılması ekonomik şiddetin varlığını gösterir. 

- Kişinin isteği dışında gelişen güç ve kontrol uygulanarak cinsel ilişkiye zorlamak ya da cinsel ilişkide bulunmak cinsel şiddettir.

En çok şiddet vakası Doğu'da

Türkiye genelinde yapılan araştırmalar, şiddet ve öfke puanı en yüksek yaş grubunun 18-23 yaş arası olduğunu gözler önüne seriyor. Şiddet vakalarına en çok rastlanan bölge Güneydoğu Anadolu bölgesi, en az rastlanan bölge ise Trakya ve Orta Karadeniz bölgesi.

Türkiye’deki şiddet istatistiklerinin önemli oranda artışa geçmesi Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumu’nu harekete geçirdi. Kurum, şiddetin önlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması için bir çalıştay düzenledi. "Şiddet Toplumundan Merhamet Toplumuna" başlığı altında çok sayıda akademisyen ve uzmanlar Ankara’da bir araya geldi. Panelde şiddetin ana başlıklarına vurgu yapıldı. Felsefi, psikolojik, dini boyutlar, sebep ve sonuç ilişkileri, şiddetin boyutu ve ülkedeki yeri, aile içi şiddet, sporda şiddet, medyada şiddet, eğitimde şiddet gibi konular masadaydı.

''Biz kamuoyu ile toplum arasında bir köprüyüz''

Ülkede var olan kardeşliği sağlamak ve yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için çalışmalar yaptıklarını söyleyen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun kurucu Başkanı Süleyman Arslan, kurum çalışmaları ve düzenlenen çalıştay hakkında bilgiler verdi.

‘’2018 yılında başvuruları almaya başladık. Kurum olarak işkence ve kötü muameleye karşı ulusal önleme mekanizması görevini yerine getiriyoruz. Alıkonma merkezleri ve koruma mekanlarına ziyaretlerde bulunuyoruz. Bunların içinde ceza infaz kurumları, nezarethaneler, psikiyatri merkezleri, rehabilitasyon merkezleri, geçici barınma merkezleri gibi devlet korumasındaki merkezler var. Önceliğimiz bu alanlarda şeffaflığı sağlamak ve kurumların denetime tabi olduğunu göstermek. Kamuoyu ile toplum arasında bir köprüyüz.’’

Merhamet duygusuyla yola çıkılan panel

Vatandaşın sorunlarını çözmenin asıl görev ve hedefleri olduğunu söyleyen Arslan, aslında Türkiye’nin beraberlik kurumu olduklarının altını çiziyor.

‘’Bünyemizi içerden sarsan konulardan en önemlisi ‘şiddet’. Terörle ülkemiz mücadele ediyor ve önemli başarıları var ancak insanların içindeki en büyük rahatsızlıklardan biri olan şiddet vakalarının ülkemizden silinmesi için çalıştay yapma kararı aldık. Eleştiri yapmaktansa özeleştiri yapmayı amaçladık. Yani birilerini suçlamak değil, birlikte düşünmek istiyoruz. Kadınlara, erkeklere, hayvanlara ve doğaya yönelik ayrımcı bir yaklaşım olmaksızın tüm canlılara nasıl insani değerlerle yaklaşırız, merhamet ve sevgi gösteririz bunları göstermek için bir kıvılcım yaktık.’’

Genler ve sosyal ortam şiddeti tetikliyor

Şiddet olgusu, erkekte ya da kadında psikolojik etkenler ile dış çevre arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkıyor. Şiddetin biyolojik etkenlerinin değerlendirildiği bazı çalışmalar, genlerin ve sosyal ortamlardaki iniş-çıkışın öfkeyi tetiklediğini gösteriyor. Ayrıca madde kullanımı, dürtü kontrolünün sağlanmasında engelleyici rol üstlendiğinden saldırgan davranışlara çanak tutuyor.

‘’Tüm dünyada şiddet olaylarında bir artış olduğu dikkat çekiyor. Özellikle bölgemizde ülkeler arasında yaşadığımız çatışma da bir şiddet. Her gün haberlerde neredeyse birden fazla şiddet olayıyla karşılaşıyoruz. Özellikle bu şiddet olaylarının sonuçlar açısından tartışılıyor oluşu ya da bir olay dikkate alınarak indirmeci bir yaklaşım olarak tartışılıyor oluşu biraz şiddeti gölgeliyor. Bence şiddetin bir bütün halinde tartışılması ve sebep sonuç ilişkisinin sağlıklı bir şekilde kurulması ve bunların dinamiklerinin ne olduklarının tespit edilip temellerine inilmesi gerekiyor ki şiddet olaylarını iyi analiz edelim ki önleyici tedbirler alalım. Zaten hukukun en önemli işlevi öncelikle kötülüğü önlemektir. Eğer bu önleyici tedbirlere rağmen, bir takım istenmeyen olaylar ortaya çıkmışsa ona uygun bir cezayla onu karşılamaktır. Bundan sonrada bu kişiyi ıslah edip topluma kazandırmaktır. Şiddet olaylarında işin içine fazlaca duygusal boyutlar girdiği için önü alınamaz bir noktaya doğru geldi.’’

Bu sözler ise İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’ye ait. İslam hukukçusu olan Köse, şiddetin kaynağını bulabilmek için önce ‘’aile kavramı’’ gibi ana dinamiklere inilmesi gerektiğini savunuyor.

Alkol şiddeti tetikliyor

Fiziki şiddetin dozu da alkol ile artıyor. Alkol bilinçaltındaki bu yönelimi açığa çıkarıyor ve diğer zamanlarda nispeten normal davranışlar gösteren birey, alkolün etkisi ile bambaşka bir kişiliğe bürünerek şiddet uyguluyor.

Kadına şiddet

Türkiye’yi ayağa kaldıran Emine Bulut cinayeti ile bir kez daha gündeme geldi ‘’kadına şiddet’’ vakaları. Türkiye'de bu yıl 299 kadın cinayeti yaşandı. Uluslararası kuruluşların raporlarına göre, Avrupa'da her üç kadından birisi, 15 yaşından itibaren fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Kadına karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke ise yüzde 52 ile Danimarka.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun tek kadın üyesi ve Türkiye’nin ilk görme engelli diplomatı Dilek Ertürk’e şiddetin nasıl önlenebileceğini soruyoruz. Onun önerisi ‘empati’.

‘’Bugün toplumda artan şiddeti bütüncül bir yaklaşımla ele almaya çalıştık. Şiddetten yaşlı, engelli, kadın pek çok grup etkilenmekte. Ben de bir kadın olarak bu konuda bir tuğla koyabiliyorsam, malzemeye bir harç koyabiliyorsam ne mutlu bana. Her şeyin önceliği aile, ilkokulumuz bizim. Sevmeyi öğretmeliyiz çocuklarımıza, birbirimizi anlamayı, empatiyi öğretmeliyiz. Ve çok kıymetli bulduğum bir şey daha var. Denetleyerek değil, öyle yapma, böyle yapma diyerek değil onlara örnek teşkil ederek, birbirimize saygımızı kaybetmeden bu empatiyi şiddetsiz bir toplumu hakkını medeni bir şekilde arayabilmeyi, karşıdakine saygıyı empatiyi içselleştirmeyi öğretmemiz gerekir çocuklarımıza’’

Kadınların imdat butonu "KADES"

Kadın Acil Destek İhbar Sistemi (KADES), şiddet mağduru ya da cinsel saldırıya uğrayan kadınların ''imdat butonu''… Akıllı telefon kullanıcısı kadınların, sanal uygulama mağazalarından indirebildiği KADES, aile içi ve kadına yönelik şiddet olayının mağduru oldukları acil durumlarda tek tuşla ihbarda bulunmaya imkan tanıyor. 

Şiddet Toplumundan Merhamet Toplumuna adı altında yapılan çalıştaya katılan Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu kurucusu ve başkanı İlknur Birsel Büyükakça, süresiz nafakanın insanlar üzerinde yarattığı şiddet duygusuna dikkat çekerek yargıyla varılacak bir çözüm ile hiçbir bireyin ömür boyu borçlu kalmaması gerektiğini savunuyor.

‘’Platformumuz 5 yıl önce kuruldu. Ana konumuz boşanmalarda yaşanan hukuksuzluklar ve yasalardaki dengesizliklerin insanları getirdiği noktalar. Süresiz nafaka üzerine yoğunlaştık. 2016 yılında Meclis Aile Komisyonu’na ilettik konuyu. Ne kadın ne erkek platformuyuz. Amacımız ne kadın ne de erkekler mağdur olsun, adil bir denge olsun. Ömür boyu husumetin bitmesinden yanayız. Ömür boyu borçlu yaşamak zamanla insanları birbirinden nefret eder boyuta götürüyor. Nafaka davaları, icra davaları, ev hapisleri… Platform olarak şiddetin önlenmesi için şiddetin nedenlerinin sorgulanmasından yanayız. Süresiz nafakanın aile yapımızı çöküşe götürdüğünü görüyoruz. Ömür boyu borç insan fıtratına aykırıdır. Bu yüzden insanların psikolojisinin sağlıklı kalabilmesi için 2. Yargı Paketinde süresiz nafakanın kaldırılmasını istiyoruz.’’

Şiddete karşı başvurulabilecek yerler:

Mağdur veya şiddete uğrama tehlikesi olan kişiler Polis merkezleri, jandarma, Cumhuriyet Savcılığı ve aile mahkemesi hakimliğine giderek şikayette bulunmalı.

TRT Haber

Eurasia Diary

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...