Türkiye-Rusya-ABD ilişkilerinde yaptırım krizi | Eurasia Diary - ednews.net

19 Mayıs,


Türkiye-Rusya-ABD ilişkilerinde yaptırım krizi

Uzman görüşü A- A A+

Prof Dr Naciye Selin Şenocak: "Tam bağımsız ulusal bütünlüğü koruyan bir Türkiye için ABD’ye taviz verilmemesi gerekir"

ABD Suriye'den sözde çekilme kararı almasına rağmen operatif birlikleri ve taşeronu olarak hizmet eden terör örgütleriyle Suriye'yi PKK/YPG/PYD üzerinden dizayn etmeye çalışarak bunu da yine kendi kurduğu terör örgütü İŞİD’le mücadele kılıfı altında, petrol zengini olan bölgeyi İsrail’in güvenliğini sağlayarak ve bağımsız Kürdistan Devleti kurarak hakimiyetini kurmak istemektedir yani BOP stratejisi uygulamaya konulmuştur. ABD bölgeyi çok tehlikeli bir savaşa ve kaosun içine sürüklemektedir terör örgütlerinin silah ve mühimmatlarının finansal ve fiziksel desteğini sağlamaları için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerini görevlendirmiş durumdadır bu da Türkiye ve İran’ı doğrudan tehdit eden ve bu ülkelerle karşı karşıya getirecek olan tehlikeli bir süreçtir.

ABD’nin tehdit şantajlarına rağmen bölgede bu tehlikeli stratejik hamleler karşısında mücadele veren Türkiye, Rusya ve İran gibi bölgesel güçlerle bölgenin istikrarı için stratejik işbirliği yapmaktan başka seçeneği kalmamıştır. 17-25 Aralık Operasyonları, FETÖ Darbe girişimi, Halkbank ve Rahip Brunson davalarıyla ilişkilerin yeterince gerildiği bir ortamda, ABD’nin Türkiye’nin Milli güvenliğini tehdit eden terör örgütlerine binlerce tır askeri mühimmat ve silah temin etmesi, teröristleri bizzat eğitmesi bunun beraberinde Türkiye’nin de Rusya’dan Hava Savunma Sistemi S-400’leri satın alması, ABD-Türkiye ilişkilerini hem diplomatik hem ticari anlamda büyük bir krizin içine sürükledi en son ABD’nin ticari şantaj aracı olarak Türkiye ürünlerine ekstra vergi uygulama kararı bu krizi daha da derinleştirmektedir .

Türkiye’nin Rusya’dan S-400’leri satın alması ABD’yi rahatsız etmesinin iki önemli nedeni birincisi ekonomik nedenlerden, 2,5 milyar dolar değerindeki bir anlaşmayı rakipleri Rusya’ya kaptırmış olması NATO ülkesi Türkiye’nin bu kararı potansiyel pazar olarak gördükleri diğer ülkelerin tercihlerini etkileyebileceğidir. İkincisi S-400 füze Hava Savunma Sistemi NATO hava savunma sistemine entegre edilmeyerek ve ayrı bir birim olarak NATO’nun üslerine yakın yerlerde konumlanması, Rusya’dan askeri yetkililerin eğitim amaçlı Türkiye’de bulunacak olması ve bu durumun NATO’nun istihbaratı açısından güvenlik zafiyeti oluşturacak olmasıdır.

ABD ticari yaptırımların dışında Başkan Trump’un öngördüğü yaptırımlar olarak 2019 bütçesiyle ilgili kanun tasarısına göre ABD Savunma Bakanlığı, en geç 1 Kasım 2019'a kadar Türkiye'nin Rusya'dan alacağı S-400 füze sistemine yönelik bir ek rapor hazırlayıp Kongre'ye sunacak. Bu tarihe kadar Türkiye'ye F-35'lerin teslimatı yapılmayacak bu da Türkiye’nin parasını ödediği, üretimine katkı sağladığı uçakları alamayacak demektir. 16 Şubat 2019 tarihinde ABD Başkan Yardımcısı Pence’in, Münih Güvenlik Konferansı'nda, Türkiye’yi dolaylı olarak S-400’ler konusunda tehdit ederek silah ambargosu uygulayacaklarının altını çizmiştir. Bu yaptırımlar Patriot, F-35 ve Türkiye'nin halihazırda kullandığı F-16 uçaklarını da kapsamaktadır. Artık Soğuk Savaş bitmiştir Türkiye ve Rusya arasındaki ortaklık kapsamında siyasi, askeri ve ekonomik olarak geleceğe yönelik olumlu adımlar atılmaktadır.

Buna karşı ABD Türkiye’ye bir yaptırım uygularsa bu durumda Amerikan savunma sanayisi ve Amerikan şirketleri kaybeder. Avrupa ülkeleri dahi her türlü tehdide rağmen artık ABD’nin savunma sanayi konusunda hegemonyasından kurtularak rekabet edecek Avrupa Ordusu ve Avrupa Sanayi’ni kurmak için ciddi adımlar atmaktadır. Türkiye’nin S-400 Hava Savunma Sisteminden vazgeçmesi söz konusu olamaz. Türkiye en büyük ihaneti kendi müttefiki olarak gördüğü NATO ülkelerinden görmüştür. Türkiye’yi Suriye bataklığına sürükleyerek sınırlarının güvenliğini tehdit altına sokan ABD’dir.

2003 yılından beri Türkiye sadece yurtiçinde terör örgütleri tarafından aldatılmamıştır dış politikada da kendi müttefikleri tarafından aldatılarak bizzat çatışmaların ve kaosun içine sürüklenmiştir bu da Türkiye’nin iç politikasını ve istikrarını doğrudan hedef almaktadır. Türkiye Suriye politikasında stratejik bir hata yapmıştır bölgesel istikrarın temini ve olası bir terör devletinin kurulmasını önlemek için Rusya ile stratejik işbirliğini güçlendirmesi gerekliliktir. Rusya’nın bölgede şartlarının başında Esad yönetiminin devam etmesi ve Suriye’nin bütünlüğünün Esad yönetimine devredilmesidir. Türkiye’nin ve bölgenin bekası için bu konuda tavizler vermesi söz konusu olabilir. Türkiye’nin her türlü tehdit, diplomatik ve ekonomik yaptırım karşısında gerekli tedbirleri alarak taviz vermemesi gerekir. Tam bağımsız bir Türkiye için bu bir gerekliliktir.

 

TÜRKSAM Genel Sekreteri Ahmet Gencehan Babiş: “Türkiye’ye Karşı Bir Çifte Standart…”

 

Türkiye – Amerika Birleşik Devletleri (ABD) – Rusya üçgeninde yaşanan S–400 ve F-35 sistemlerine ilişkin konu son günlerde daha da hareketli bir hale gelmeye başladı. Türkiye’nin en önemli üyelerinden biri olduğu NATO’nun da konudan rahatsız olduğu uzun süredir bilinen bir durum olmakla birlikte artık bu durum iyiden iyiye gün yüzüne çıkıyor. Türkiye ile ABD arasında birçok alanda ciddi sorunların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz ve ötesinde taraflar arasında ciddi bir güven sorununun olduğu net olarak görülüyor. Bütün bunlara bir de Trump’ın inişli çıkışlı açıklamaları da eklenince süreç taraflar açısından zorlaşıyor. Putin ise bunları görerek Türkiye’yi yanına çekmek istiyor ve NATO ile en köklü ilişkilere sahip olan Türkiye’yi kendi tarafında tutmak istiyor.

 

“S-400’lerin Teslimi Öncesi ABD’den F-35’lerden Daha Geniş Bir Alanı Kapsayan Yaptırım Gelebilir”

 

Son günlerde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in Türkiye ziyareti ile aynı zamana denk gelecek şekilde Trump, Türkiye’nin artık “gelişmekten olan” değil “gelişmiş” bir ülke olarak değerlendireceğini ve bunun bir sonucu olarak Hindistan ile birlikte Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) Programı’ndan çıkarılması gerektiğini belirtti. Bu ilk başta kulağa Türkiye, bu program içerisinde ABD’ye 1.6 milyar dolarlık bir ihracat yapıyor ve karar yürürlüğe girdiği takdirde bu kapsamda ihraç edilen mallara vergi uygulanmaya başlayacak. Ticaret konusu, Trump tarafından dış politikada etkin bir silah olarak kullanılıyor ve benzer kararlar daha önce de alınmıştı. ABD, Pastör Brunson krizi yaşanırken Türkiye’ye yönelik olarak çelik ve alüminyumda vergileri iki katına çıkarmıştı. Şu anki kararı ekonomiyi derinden etkileyecek bir karar olmaktan ziyade ABD’nin önümüzdeki süreçte uygulayacağı yaptırımların bir ayak sesi olarak görmek gerekiyor. ABD tarafından gelen açıklamalar da bu minvalde… Ayrıca, İran’a uygulanan yaptırımlar sürecinde Türkiye geçici bir muafiyet almıştı, bununla birlikte söz konusu karara bakıldığı zaman Türkiye’ye ABD’nin tanıdığı ayrıcalıkların sınırsız olmadığı hatırlatılmak istediği görülüyor. Trump döneminde Amerikan dış politikasındaki önceki uygulamalar da göz önünde bulundurulduğunda S-400’lerin teslimi öncesi Türkiye’ye karşı baskının artması gündeme gelecektir. Bu baskılar, sadece F-35’lerin verilmesinin askıya alınmasından daha geniş bir tabanda ilerleyebilir. 2013 yılında Türkiye’nin Çin’den FD-2000 3,4 milyar dolarlık ihale ile füze savunma sistemi alması gündeme gelmiş, görüşmeler başlatılmış ama 2015 yılında düzenlenen G-20 Zirvesi sonrasında Türkiye bu kararından vazgeçmişti. ABD, Türkiye’yi yine vazgeçirmek istiyor; ama Rusya ile devam eden süreç Çin ile görüşmelere göre çok daha olgunlaşmış durumda... Türk yetkiler de zaten S-400 ile ilgili pozisyonu “geri dönülemez” olarak değerlendiriyor.

 

“ABD’nin Tonunu Bu Denli Yükseltmesindeki Sebep Türkiye’yi Patriot’ları Almaya Razı Etmek”

 

Aslında S-400’lerin muadili F-35’ler değil, Patriot’lar… Donald Trump, silah satışlarını önceleyen bir politika izliyor. Raytheon ile Lockheed Martin şirketleri tarafından üretilen Avrupa ülkelerinin de kullandığı Patriot sistemi ile ilgili olarak Türkiye’nin almayacağına ilişkin bir açıklaması yok fakat şu anda teknoloji transferi ve fiyata ilişkin bazı anlaşmazlıklar bulunuyor. Türkiye’nin 3,5 milyar dolarlık Patriot teklifini reddetmesinin ardından ABD’nin tonunu bu derece yükseltmesinin altında Türkiye’yi bir şekilde orta vadede Patriot’ların alınmasına razı etme niyetini de bulunuyor. Türkiye, baskılardan kurtulmak için uygun bir anlaşma çerçevesinde Patriot’ları alırsa Türk – Amerikan ilişkilerinde bir yatıştırıcı rol oynayabilir; ama bu süreç diğer sorunlar sürerken ne kadar devam eder ayrı bir tartışma konusu…

 

“S-400’lerle İlgili Soru İşaretleri”

 

Öte yandan diğer bir soru işareti ise S-400’lerin nasıl kullanılacağı… NATO sistemine entegre edilemeyecek bir sistem “standalone” olarak kullanılacak. ASELSAN’ın üreteceği bir arayüz ile hem sistemin entegre edilebileceği ve öte yandan da NATO sistemine ilişkin bilgilere Rusya tarafından ulaşılamayacağı ifade ediliyor; fakat anlaşılan o ki bunlar ABD’yi ikna edememiş. Böyle karmaşık bir coğrafyada sistem ne şekilde koordine edilecek, herhangi bir provokasyon sonucu “friendly fire” gibi bir olay yaşanır mı sorusu endişe noktalarından bazıları…

 

“Türkiye’ye Karşı Bir Çifte Standart…”

 

S-400’ler tartışılırken Türkiye açısından sembolik olarak tartışma yaratan bir konu ise ikidir ABD Genelkurmay Başkanlığı’nın Twitter hesabındaki kapak fotoğrafının Türkiye yetkililerle olan fotoğraflarla değiştirmesi oldu. Bu yolla, ABD Rusya’ya “Türkiye, bizim müttefikimiz” mesajı vermek istiyor, Türkiye ise NATO müttefiki olduğuna dair bir anımsatma yapılıyor. Oysa NATO içerisine bakılında Rus hava savunma sistemlerinin bulunduğunu görüyoruz. S-400’lerin bir alt versiyonu olan S-300’ler Yunanistan tarafından Girit’te konuşlandırılmış durumda ve Romanya, Bulgaristan ve Almanya gibi ülkeler de bu füzeleri bulunduruyor. Türkiye tarafını rahatsız eden ise birçok konuda olduğu gibi burada da çifte standart uygulanmasıdır. NATO’nun Rus silahları alınmaz diye yazılı bir kuralı bulunmuyor.

 

“Güvenli Bölgeden Önce Taraflar Arasındaki Güven Tesis Edilmeli”

 

Sorun şurada düğümleniyor; eğer Türkiye S-400 almaktan vazgeçerse, ABD ile arasındaki sorunlu alanlarda pozitif bir ilerleme sağlanacak mı? ABD, Türkiye ile ilişkilerinin daha kötüye gideceğine ilişkin sinyaller veriyor; ama şu anda da sıkıntılı süreçlerde terör konusu başta olmak üzere Türkiye’nin yanında yer almadığını söyleyebiliriz. Örneğin, kısa süre önce ABD’den PKK’nın terör örgütü olarak tanınmasına devam edileceğine ilişkin açıklama yapıldı; ama ABD’nin PKK’nın Suriye’deki kolu olan YPG’ye desteğini çekmesi olası gözükmüyor. Menbiç konusu hala çözülemedi. Güvenli bölge ise hala bir muamma… Tarafların güvenli bölgeden önce aralarındaki güveni kurması gerektiğini anlıyoruz.

 

“Çözüm: Milli Savunma Sanayiinin Geliştirilmesi”

 

Türkiye, ABD’den istediği konularda destek göremiyor ve bu da Türk dış politikasında ister istemez alternatif arayışlarını gün yüzüne çıkarıyor; son yıllarda ise bu bağlamda gündemin en başında Rusya yer alıyor. Öte yandan Türkiye’nin Batı ile bağları sebebiyle Rusya açısından önem arz ettiğini de belirtmek gerekir. Batılı kurumlarla bağları kopmuş bir Türkiye, Rusya için şu anki kadar cezbedici bir ülke olmayacaktır. Bu hengamede çözüm Türkiye’nin milli teknolojisini geliştirmesidir. Son dönemdeki önemli ilerleme ve Türkiye’nin savunma sanayiinde ihracatçı bir konuma gelmesi ve birçok ülkeye satışlar yapması umut veren gelişmeler… S-400’lerin alınmasında teknoloji transferinin yapılması ise bu alandaki ilerlemeye avantaj sağlayabilir. Türkiye bunu gerçekleştirmek zorunda, yoksa hep bu tartışmaları yaşayacağız.

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...