ABD’nin Süleymani’yi öldürmesi Erdoğan’a zarardan çok kâr getirdi - Edward G. Stafford | Eurasia Diary - ednews.net

22 Eylül, Salı


ABD’nin Süleymani’yi öldürmesi Erdoğan’a zarardan çok kâr getirdi - Edward G. Stafford

Analitik Merkez A- A A+

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran İslam Cumhuriyeti adına uyguladığı diplomasiyi Nizari taktikleri ile karıştıran Kasım Süleymani gibi bir yetkiliyi hedefli bir suikastle öldürmeyi kararlaştırması, Türk mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan kişisel ilişkileri veya ABD-Türkiye resmi ilişkileri üzerinde çok az etkisi olacak, belki hiç de olmayacaktır.

Tam tersine, Süleymani ne Türkiye’nin dostu ne de Türkiye’nin  ve Türk çıkarlarının müttefikiydi. Türk liderler Süleymani’nin öldürülmesine ağıt yakacak değiller.

Süleymani, İran’ın Ortadoğu üzerinde hegemonya kurma politikası için farklı parçaları bir araya getiren ana parçası durumundaki kilit isimdi. İran’ın diplomatik ve diplomasi şemsiyesi altındaki istihbarat çabalarını, İran’la işbirliğine direnenleri cezalandırmak için özel operasyonları koordine etti. İran’ın tüm Ortadoğu’yu domine etmesi için muhaliflerini ikna etmeye çalıştı, tehdit etti ve hatta (gerekli gördüğünde) ortadan kaldırdı.

Her şeyden önce ve en önemlisi İranlı bir milliyetçi, buna rağmen adanmış bir Şii, ama hepsinin ötesinde İran’ın gücü ve prestijini artırmak için müttefiklerini ve alt ulusal grupları kullanan bir milliyetçiydi. Erdoğan’ın yeni Osmanlı eğilimlerini yansıtıyordu ancak Fars Platosu halkını üstün kılmak için İslam’a olan adanmışlığı ve İslam’ı yayma çabaları onun gibi değildi. 

Hem Trump ve hem de Erdoğan şanslıydı: İran’ın tepkisi zayıftı ve İran füze saldırısında hiçbir Amerikan personeli ölmedi. Trump herkese kırmızı çizgisinin Amerikalıların öldürülmesi olduğunu ve bunun Amerika Önce durumuyla uyumlu olduğunu gösterdi. 

Erdoğan için bu öldürme olayının götürüden çok getirisi var. Bir tarafı öteki tarafa tercih etmek zorunda kalmadı ve Süleymani’nin savaş ve gizli entrikalar alanından kaldırılmasıyla İran’ın hegemonik çabaları en azından kısa bir süreliğine etkisini azaltacak.

Aslında bu Erdoğan için çifte kazanç –Türkiye’nin Irak ve İran’a olan yakınlığı ABD Kongresi’nin, şimdilik Erdoğan’ın Ortadoğu’daki ABD güvenlik politikası için vazgeçilmez olduğuna ve Washington’da tek arkadaşı olan Trump’la ilişkisinin yoluna gitmesi için ikna olacağı yönünde.

Bu durum Karadeniz Boru Hattı’nın devreye girmesiyle daha da yakınlaşan Türkiye ve Rusya’ya yönelik eleştirilerin de körelmesini beraberinde getirmesini sağlayacak. (Şunu da not etmek gerekir ki, Rus gazına ulaşmanın kolaylaşmasıyla İran’a yaptırımları uygulamak daha da kolaylaşacaktır.)

Süleymani’nin öldürülmesi ayrıca Türkiye için de çifte kazanç anlamına geliyor. Türkiye ve İran uzun süredir rekabet halinde ve gelecekteki on yıllar boyunca da bu şekilde sürecek. İran’ın Fars Platosu’ndan Akdeniz’e kadar olan bölgedeki mutlak üstünlüğü, Türkiye’nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarına terstir, çünkü Türkiye’nin güney ve güneydoğudaki pazarlara ulaşımını kesiyor.

İran ekonomisinin çoğunlukla Devrim Muhafızları’nın kontrolünde olduğu özellikle doğrudur, çünkü bu son komutanı bu ekonomik aktiviteleri dış operasyonları finanse etmek için kullandı. Süleymani’nin ortadan kaldırılması kısa vadede Türkiye’ye büyük fırsatlar sunmayacaktır, ancak zamanla bölgedeki pek çok ülke İran’la işbirliği yapmamaktan dolayı cezalandırılacakları korkusunun azalmasıyla Türkiye için pek çok imkan sunacaktır. (Not: Bu yazar İran’ın bölgeyi domine etme çabasıyla, Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin ön plana çıkma politikası arasında çok önemli bir fark olduğunu belirtiyor.)

Daha da önemlisi Süleymanisiz, ne şekilde olursa olsun İran’ın dış politika hedefleriyle işbirliğine ikna etme çabaları en azından bir süreliğine azalacaktır. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgedeki 500 yıllık mirası olan Türkiye’ye bölgede statüsünü yeniden kazanma fırsatı sunacaktır.

Tam da burada her iki cumhurbaşkanı için tuzak var: Süleymani’nin öldürülmesi Erdoğan’a hiçbir maliyet getirmezken, Trump için ise bu maliyet çok küçük oldu. Bu da yetenekleriyle olayları yönetebilecekleri ve sonuçlarını görebilecekleri yönünde aşırı güven ve emin olmaları sonucunu doğurabilir.

Bölgede hiçbir sorun tam olarak öngörülemez. Ne Suriye’de, ne Libya ve ne de İran ve Irak’ta, İran’ın zeki, yetenekli ve acımasız dış politika derebeyinin yok edilmesiyle eğer kazanımlar tam olarak elde edilecekse Erdoğan ve Trump  pervasız dürtülerini dizginlemelidirler.

Edward G. Stafford

Ahval Türkçe

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Eurasia Diary’nin yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Eurasia Diary

Metinde hata varsa, onu not alıp Ctrl + Enter tuşuna basarak bize gönderin.

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye
Telegram: @eurasia_diary


Загрузка...